Türkiye

» Türkiye

Ülke ve İnsanları

Ülke


Coğrafi ve Siyasi Konum

Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişme noktasında bulunması, Türkiye’yi jeopolitik açıdan dünyanın en stratejik ülkelerinden biri hâline getirmiştir. Ülke, kıtalar arası en kısa geçiş yollarına sahip olması nedeniyle Doğu-Batı uygarlıklarının buluştuğu yerdir. Önemli göç ve ticaret yollarının merkezi olan Türkiye’nin doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan ve İran; batısında Bulgaristan ve Yunanistan; güneyinde Suriye ve Irak yer alır.

harita.jpg

Türkiye'nin; üç tarafı Karadeniz, Akdeniz ve Ege denizleriyle çevrilidir. Marmara Denizi ile Çanakkale ve İstanbul boğazları Türkiye coğrafyasının özgün değerleridir. Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ), Ekonomik İş Birliği Teşkilatı (EİT) gibi çeşitli kuruluşlara üye olan Türkiye, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB)'ne üyelik müzakerelerini yürütmektedir.

Göcek, Fethiye - MUĞLA

Yüz Ölçümü ve Yüzey Şekilleri

36°-42° kuzey en-lemleri, 26°-45° doğu boylamları arasında yer alan Türkiye, 783.602 km²lik yüz ölçümü ile İran dışında tüm komşularından ve Rusya Federasyonu dışında tüm Avrupa ülkelerinden daha geniş topraklara sahiptir. Yüz ölçümünün % 3'ünü oluşturan Avrupa'daki topraklarına Trakya, % 97'sini oluşturan Asya'daki topraklarına ise Anadolu denmekte, doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı bulunmaktadır. Türkiye'nin kara sınırlarının uzunluğu 2.875, deniz sınırlarının uzunluğu ise 8.333 km'dir. Jeolojik bakımdan her tür ve yaştaki yüzey şekillerine sahip, yüksek ve dağlık bir ülke olan Türkiye, 1.132 m'yi bulan ortalama yükseltisi ile kıtaların en yükseği olan Asya (1.010 m)'dan bile daha yüksektir. Kuzeyi ve güneyi yüksek dağlarla kuşatılmıştır. Kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları, güneyde ise Toroslar, Türkiye'nin yükseklik karakterini belirler. Kuzey Anadolu Dağları'nın en yüksek noktası olan Kaçkar Tepesi'ni, Ilgaz ve Köroğlu dağları izler. Marmara Bölgesi'nde Uludağ, Tekirdağ, Samanlı ve Istranca dağları; Ege Bölgesi'nde Kozak, Yunt ve Aydın dağları; İç Anadolu Bölgesi'nde Kızıldağ, İdris, Elma, Hasan ve Ayaş dağları; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise Karacadağ, Raman ve Sof dağları yer alır. Nemrut, Alacadağ, 5.137 m ile Türkiye'nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı Dağı ve onun yanında sönmüş bir volkanik dağ olan Süphan Dağı Doğu Anadolu Bölgesi'ndedir. Türkiye'de oldukça verimli ovalar bulunmaktadır. Bunların başında; Karadeniz Bölgesi'nde Bafra, Çarşamba ve Merzifon ovaları; İç Anadolu Bölgesi'nde Konya Ovası; Akdeniz Bölgesi'nde Çukurova; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Muş Ovası; Ege Bölgesi'nde Bakırçay, Gediz, Büyük ve Küçük Menderes ovaları gelmektedir. Türkiye, dünyanın önemli deprem kuşaklarından biri olan AlpHimalaya kuşağı üzerindedir ve Kuzey Anadolu fayı boyunca 1939'dan bu yana sekiz yıkıcı deprem yaşamıştır.

Akarsu ve Göller

Türkiye, akarsu ve göller bakımından zengin ülkeler arasındadır. Enerji üretim potansiyeli yüksek olan akarsular Karadeniz Havzası'ndadır. Karadeniz'e dökülen akarsular; Sakarya, Filyos Çayı, Bartın Çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak ve Çoruh'tur. Susurluk ve Gönen çayları Marmara Denizi'ne; Bakırçay, Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Meriç Ege Denizi'ne; Dalaman Çayı, Manavgat Çayı, Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ise Akdeniz'e dökülür. Aras, Kura, Arpaçay, Fırat, Dicle ve Çoruh nehirleri, Türkiye'den doğup dış ülkelerde denize ulaşırlar. Fırat'ın 1.263, Dicle'nin 523 km'si Türkiye'dedir. Büyük kısmı dış akışlı olan bu iki nehir, sularını Basra Körfezi'ne gönderir. Türkiye'de büyüklü küçüklü çok sayıda doğal göl ve baraj gölü vardır. Yüz ölçümünün yaklaşık % 11'i göl ve bataklıklarla kaplıdır. Bu göllerin çoğu; Marmara, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde bulunmaktadır. Doğal göllerin en büyüğü, 3.800 km² alanı ve 451 m derinliği ile Doğu Anadolu'daki Van Gölü'dür. Erçek, Çıldır ve Hazar gölleri de, göller bakımından en zengin bölge olan Doğu Anadolu'da bulunmaktadır. Batı Toroslar'da "Göller Bölgesi"ndeki göllerin başlıcaları, Eğirdir Gölü ve Beyşehir Gölü ile suları acı olan Acıgöl ve Burdur gölleridir. Marmara Denizi çevresinde, Sapanca, İznik, Ulubat, Manyas, Terkos, Küçükçekmece ve Büyükçekmece gölleri vardır. İç Anadolu’daki göller ise sığ ve çok tuzludur. Akşehir ve Eber gölleri ile ülkenin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü bu bölgededir.

İklim

Orta iklim kuşağında olan Türkiye'de, dört mevsimi ve farklı iklimleri aynı anda yaşamak mümkündür. Türkiye, orta iklim kuşağının yanı sıra yazları kurak geçen Akdeniz ikliminin de etkisi altındadır. Fakat Doğu Akdeniz havzaları arasındaki konumu ve yüksek engebeleri sayesinde aldığı bol yağışlarla, kurak subtropikal alanlardan ayrılır. Denize olan mesafe, deniz seviyesine göre yükseklik ve dağ sıralarının varlığı gibi nedenlerle bölgeler arasında önemli iklim farklılıkları gözlenir. Akdeniz ile Ege bölgelerinde ve Marmara Bölgesi'nin güneyinde yaz aylarının sıcak ve kurak, kış aylarının ılık ve yağışlı geçtiği Akdeniz iklimi belirgindir. Karadeniz Bölgesi'nde daha ılımlı ve yağışlı bir deniz iklimi hâkimdir. İç bölgelerde yaz aylarının sıcak ve az yağışlı, kış aylarının soğuk ve kar yağışlı geçtiği step iklimi görülür. Doğu Anadolu  Bölgesi’nde  yaz  ayları  serin,  kış ayları  çok soğuk ve karlı geçer. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaz ayları sıcak ve kurak geçerken, kış aylarında fazla soğuk görülmez.

Cilo-Sat Dağları – HAKKÂRİ

Nüfus

2006’da çıkarılan Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Türkiye’deki nüfus sayımlarının da kaynağını oluşturacak yeni bir sistem kurulmuştur. Bu sistem dâhilinde tüm adreslerin kaydedildiği “Ulusal Adres Veri Tabanı” oluşturularak ülkede yaşayan Türk uyruklular T.C. kimlik numaralarıyla, yabancı uyruklular ise pasaport numaralarıyla kayıt altına alınmış ve böylece Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)’ne geçilmiştir.

Ülkede toplam nüfusun büyük çoğunluğunu gençler oluşturmaktadır.

nufus.jpg

2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre; toplam nüfus 72.561.312'dir. Nüfusun en yoğun olduğu il % 17.8'lik bir oranla İstanbul (12.915.158), en az olduğu il ise Bayburt (74.710)'tur. 81 il içinde İstanbul'dan sonra en fazla nüfusu bulunan iller; Ankara (% 6.4), İzmir (% 5.3) ve Bursa (% 3.5)'dır. Nüfusun % 75.5'i kentlerde yaşamaktadır. % 49.7'sini kadınların, % 50.3'ünü ise erkeklerin oluşturduğu nüfusta 0-14 yaş grubu % 26'lık, 15-64 yaş grubu % 67'lik, 65 ve daha üst yaş grubu ise % 7'lik bir paya sahiptir.

Dil

Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî dili Türkçedir. Eklemeli bir dil olan Türkçe; Moğolca, Mançu-Tunguzca, Korece ve Japoncayla birlikte Altay dil ailesini oluşturur. Batıda Atlas Okyanusu kıyısından doğuda Büyük Okyanus'a, kuzeyde Kuzey Buz Denizi'nden, güneyde İran Körfezi'ne kadar uzanan 12 milyon km²lik alana yayılmış ve yaklaşık 220 milyon kişi tarafından konuşulan Türk dili lehçeleri ile birlikte yeryüzünde var olan diller arasında en yaygın konuşulan 5. dildir. Türk dilinin yazılı ilk kaynakları 7-8. yüzyıllarda dikilmiş olan Orhun Yazıtları'dır. Anadolu'daki gelişimi ise 13. yüzyılda başlar. Türk yazı dilleri içerisinde en fazla konuşucuya sahip olan Türkiye Türkçesi ise dünyada 75 milyon kişiyi aşkın bir nüfus tarafından konuşma, yazı, öğretim, bilim, kültür ve sanat dili olarak kullanılmaktadır. Tarih boyunca Göktürk, Uygur ve Arap alfabeleri kullanılmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, büyük önder Atatürk'ün 1928'de yaptığı Harf Devrimi ile Türkçenin ses düzenine uygun olarak hazırlanmış yeni Türk alfabesine geçilmiştir.

Atatürk’ün başkanlık ettiği Türk Dil Kurumu toplantısı - 4 Ocak 1933

Atatürk, Türkçenin sadeleştirilmesi çalışmalarını gerçekleştirmek üzere Türk Dili Tetkik Cemiyetinin kuruluşuna öncülük etmiştir (12 Temmuz 1932). Daha sonra Türk Dil Kurumu adını alan cemiyet; Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi, özleştirilmesi çalışmalarını yürütmüştür. Kurum, bugün de her bilim dalında terim sözlükleri yayımlayarak, Türkçenin temel başvuru kaynaklarını sanal ortama aktarmakta ve bilişim çağı Türkçesinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.

Coğrafi Bölgeler


Türkiye; doğal, beşerî ve ekonomik etmenler bakımından, 1941 yılında yapılan “1. Türkiye Coğrafya Kongresi”nde İç Anadolu Bölgesi (% 24.04), Doğu  Anadolu Bölgesi  (% 19.18), Karadeniz Bölgesi (% 14.81), Akdeniz Bölgesi (% 11.54), Ege   Bölgesi   (% 11.50),    Güneydoğu    Anadolu   Bölgesi (% 9.61) ve Marmara Bölgesi (% 9.32) olarak 7 coğrafi bölgeye ayrılmıştır.

Yedigöller Millî Parkı - BOLU

Marmara Bölgesi

Türkiye’nin kuzeybatı köşesinde yer alan Marmara Bölgesi, 72.845 km²lik yüz ölçümü ile ülke topraklarının % 9.32’sini oluşturur. Karadeniz, Marmara ve Ege denizlerine komşu olan bölge, Asya ve Avrupa topraklarını İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla birbirine bağlar. Ege kıyıları açığında bulunan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi alanındadır. Sürekli göç alan bölgenin nüfusu 2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre; 21.384.145’e yükselmiştir. Bu nüfusun 19.315.564’ü kentlerde, 2.068.581’i köylerde yaşamaktadır. Marmara Bölgesi, İstanbul-Bursa-İzmit ekseni ile Türkiye’nin sanayi merkezi konumundadır. Bölgede üretilen sanayi malları arasında; işlenmiş gıda, dokuma, hazır giyim, çimento, kâğıt, petrokimya ürünleri, otomobil ve yedek parça, metal ve elektrikli eşya ile vagon ve gemi başta gelir. Sanayi ve ticaretin yanı sıra tarım ve turizm de önemli bir geçim kaynağıdır.
img6.jpg

Haydarpaşa Garı, İstanbul’un Osmanlı Döneminden günümüze taşıdığı tarihî yapılarındandır.

Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan en kısa kara yollarının ve Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan deniz yolunun buradan geçmesi bölgeye üstünlük kazandırmış, her alanda gelişmesine ve zenginleşmesine yol açmıştır. Yüzyıllarca birçok büyük uygarlığa ev sahipliği yapan bölge, tarihî yapıları ve doğal güzellikleriyle dünyanın en önemli kültür, sanat ve turizm merkezlerinden biri olmuştur.

Bir Dünya Kenti İstanbul

8 bin yıllık geçmişin birikimi olan tarihî mekânları, müzeleri, sarayları, surları, yalıları, doğal güzellikleri ve inanç merkezleriyle İstanbul; dünya kültür ve medeniyet mirasını barındıran seçkin bir hoşgörü ve sentez odağıdır. “İmparatorluklar Başkenti” olan İstanbul, MÖ 658 yılında Megaralılar tarafından kurulmuş ve komutanları Byzas’ın adını alarak uzun süre “Byzantium” olarak anılmıştır.   İstanbul, gerek nüfus ve kapladığı alan gerek ekonomi, ticaret, sermaye ve kültür açısından Türkiye’nin en büyük kentidir. Ülkenin en büyük havalimanı ile en büyük ithalat-ihracat limanının bulunduğu İstanbul, iç ve dış deniz ve hava ulaşımı bakımından merkez konumundadır.  
img7.jpg

Tarihî yalıların en özgün örnekleri İstanbul Boğazı çevresinde bulunmaktadır.

img8.jpg

Haliç - İSTANBUL

Marmara Denizi ile “Altın Boynuz” denilen Haliç arasındaki tarihî yarımada, başkentliğini yaptığı Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları dönemlerine ait sanat eserleri ile bir açık hava müzesi gibidir.   Osmanlı sultanlarının 400 yıl süresince siyasi merkezi olan ve bugün müze  olarak  kullanılan  Topkapı  Sarayı,  dünyaca  ünlü  eserleri  ve  İslam  Peygamberi  Hz. Muhammed’in şahsına ve dönemine ait olanlar başta “Kutsal Emanetleri” ile farklı kültürlere mensup tüm insanların ilgisini çekmektedir.
img9.jpg
Dolmabahçe Sarayı - İSTANBUL  

İstanbul’un bir diğer görkemli sarayı ise Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmış olan, 56 sütunla çevrili ve 4.5 ton ağırlığındaki avize ile aydınlatılan Dolmabahçe Sarayı’dır. Türkiye  Cumhuriyeti’nin  kurucusu  Mustafa Kemal  Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde bu sarayda vefat etmiştir.   Yaklaşık 500 camisi bulunan İstanbul’un en ünlü camisi altı minareli Sultan Ahmet Camisi’dir. Cami ile birlikte çeşmeyi de içine alan Sultan Ahmet Meydanı ise tüm turistlerin uğradığı bir yerdir. Ünlü Türk mimarı Sinan’ın yaptığı Süleymaniye Camisi diğer önemli camilerdendir.   Yapımına İmparator Konstantin zamanında (4. yüzyıl) başlanan ve bazilika olarak inşa edilen Ayasofya Müzesi ise Bizans devrinin kentteki en görkemli eseridir. Yüksekliği 55, genişliği 31 m olan kubbesi ile Roma-St. Peter, Londra-St. Paul ve Milan-Duomo katedrallerinden sonra, yüz ölçümü bakımından 4. sırada yer alır ve aralarındaki en eski yapıdır. Kariye Müzesi ile 6. yüzyılda Bizanslılar tarafından kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptırılan 336 sütunlu Yerebatan Sarnıcı da kentteki diğer görkemli tarihî eserler arasındadır.

img10.jpg

Şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiş olan Yerebatan Sarnıcı – İSTANBUL

Rumeli Hisarı - İSTANBUL

İstanbul arkeoloji müzeleri, Atatürk Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Mozaik Müzesi, Sanayi Müzesi, Deniz Müzesi ve Türk Musevileri Müzesi; Kız Kulesi, Galata Kulesi; Rumeli ve Anadolu hisarları ile İstanbul surları kentte bulunan diğer müze ve anıtlara örnektir. 15. yüzyılda yapılmış olan Kapalı Çarşı, turistlerin İstanbul’daki başlıca uğrak yerlerindendir ve buradaki 4 bine yakın dükkânda; mücevherler, antikalar, halılar, gümüş ve bakır hatıra eşyalar, deri ve süet giysiler, tahta ve sedef oymalar satılmaktadır. 17. yüzyılda Hatice Sultan tarafından yaptırılan Mısır Çarşısı’nda ise her türlü baharatı bulmak mümkündür.   İstanbul modern alışverişin de merkezidir. Carousel, Ataköy-Galleria, Akmerkez, Capitol, Carrefour-SA, Profilo, Kule ve Kule Çarşı, Kanyon, İstinye Park, İkea ve Cevahir gibi kapalı alışveriş merkezlerinin yanı sıra İstiklal, Rumeli ve Bağdat caddeleri kentin en seçkin alışveriş yerleridir.   Çeşitli  sinema  ve  müzik  festivalleri;  tiyatro,  opera,  bale ve konser  etkinlikleri; uluslararası  sempozyum,  konferans,  spor etkinlikleri ve yarışmaları ile İstanbul dünyanın sayılı kültür merkezlerindendir. Her yıl haziran-temmuz aylarında düzenlenen “Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” dünyanın dört bir yanından gelen ünlü sanatçıları ağırlamaktadır. Kilyos ve Şile, İstanbul çevresinde plajları ile tanınan tatil beldeleridir. Polonezköy ise 19. yüzyılda Polonyalı göçmenlerin yerleştiği, çevresi ormanlarla kaplı ideal bir dinlenme yeridir. Millî park olan Belgrad Ormanı İstanbul’un akciğeri olarak bilinir. Bu ormandaki Atatürk Arboretumu ve Osmanlı döneminden kalma su kemerleri görülmeye değerdir. Silivri ve Kemer’de ise geniş golf sahaları bulunmaktadır.

img12.jpg

Şile - İSTANBUL

 

Kültürel Gelişmeler: İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti (AKB) olmasıyla ilgili öneri 13 Kasım 2007’de Brüksel’de toplanan AB Kültür Bakanları tarafından resmen onaylanmıştır. “Dört Elementin Şehri” sloganıyla kendini tanıtan İstanbul’un yanı sıra Peç-Macaristan ve Essen-Almanya da “2010 AKB” seçilmiştir. Türkiye bugüne kadar; İstanbul, Safranbolu, Boğazköy, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası ile Truva Arkeolojik Kenti’ni kültürel, Pamukkale ve Göreme-Kapadokya’yı hem kültürel hem doğal miras olarak Dünya Miras Listesi’ne yazdırmıştır.

Kocaeli-Sakarya ve Anibal’in Mezarı: Bir endüstri kenti olan Kocaeli’nin çevresi meyve ve sebze bahçeleri ile kaplıdır. Roma döneminde “Nicomedia” olarak bilinen kentin merkezi ve çevresi Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihî eserle doludur. Kentin beldelerinden Hereke, halı dokumacılığı ile ünlüdür. Marmara Denizi’nin kuzey kıyılarındaki Gebze’nin ise zengin bir tarihi vardır. Kartacalı ünlü kumandan Anibal’in mezarı buradadır. Geniş ovalarında bereketli tarım alanlarının yer aldığı Sakarya da bir endüstri merkezidir.

Trakya: Ayçiçeği Tarlaları ve Üzüm Bağları Cenneti: Türkiye’nin Avrupa bölümünü oluşturan Trakya’nın bereketli toprakları, genellikle ayçiçeği tarlaları ve üzüm bağları ile kaplıdır.   Avrupa’dan gelip Türkiye’nin batı kapısı olan Edirne kentine giren biri, önce Türk mimarisinin şaheserlerinden Selimiye Camisi ile karşılaşır. Geleneksel Kırkpınar Güreşleri her yaz başında bu kentte Sarayiçi denilen ağaçlık alanda yapılmaktadır.  Trakya’nın  batısında  yer  alan,  geniş  kumsallara ve  
img13.jpg
Ayçiçeği tarlaları ile ünlü Trakya

Osmanlı mimarisinin güzel örneklerine sahip olan Tekirdağ, üzüm bağları ve şarap festivalleri ile ünlüdür. Doğa ve tarihî zenginlikleriyle  Kırklareli, Türkiye’nin  Avrupa topraklarındaki en geniş ilidir. Karadeniz kıyılarındaki İğneada ve Kıyıköy ise ince kumlu plajları ile tanınır.

Güney Marmara

img14.jpg
Tarihî Truva kentinin simgesi Truva Atı

Marmara Denizi’nin güneyinde yer alan Çanakkale’nin hem Asya’da hem de Avrupa’da bulunan toprakları  kendisi  ile  aynı  adı  taşıyan  boğaz  ile birbirine bağlanmaktadır. 15. yüzyıldan kalma Çimenlik ve Kilitbahir kaleleri Çanakkale Boğazı’na ayrı bir güzellik katar. 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde şehit düşen yaklaşık 80 bin askerin anısına Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı’nın güney ucunda 42 m yüksekliğinde “Çanakkale Şehitleri Anıtı” yaptırılmıştır. Çevrede İngiliz ve Fransızlara ait anıtlar da bulunur. Anzak askerlerinin çıkarma yaptığı Arıburnu sahillerindeki Anzak Koyu’nda bulunan, üzerinde Atatürk’ün Çanakkale Savaşları ile ilgili hitabesinin yazılı olduğu Anzak Anıtı, hümanizmin ölümsüz belgelerinden biridir.   Çanakkale’nin kuzeybatısında, kuzeyden güneye doğru tarihî kentler uzanır. Anadolulu Homer’in İlyada Destanı’nda bahsi geçen Truva Savaşı’nın yaşandığı tahta atıyla ünlü tarihî Truva kenti, Çanakkale’nin 30 km güneybatısındadır. Truva’nın daha güneyinde sırasıyla Neandria, Aleksandria, Troas, Chryse ve Behramkale tarihî ismiyle Assos yer alır. Denizden 248 m yükseklikteki Assos Akropolü’nde MÖ 6. yüzyılda yapılmış olan Athena Mabedi bulunmaktadır.   Marmara Bölgesi’nin önemli illerinden olan Balıkesir, kuzeyinde Marmara ve batısında Ege denizleriyle çevrelenmiştir. Balıkesir’in Marmara sahilinde yer alan Bandırma, bölgenin İstanbul’dan sonraki en büyük liman şehridir. Bandırma’nın güneyinde yer alan Manyas Gölü’nün kuzeydoğusunda ise, her yıl 239 türden 3 milyona yakın kuşun geldiği Kuşcenneti Millî Parkı bulunmaktadır.   Balıkesir’in Ege kıyıları, Edremit Körfezi çevresinde sıralanır. Doğal ve tarihî zenginliklerle dolu olan Edremit Körfezi sahilleri zeytin ağaçlarıyla kaplıdır. Mitolojiye göre; dünyanın ilk güzellik yarışması, millî parkın bulunduğu Edremit’in kuzeyindeki Kaz Dağı’nda yapılmıştır. Truva kralının oğlu Paris, bu dağda yaşamıştır.   Edremit çevresinde yer alan Akçay, Altınoluk, Ören ve Ayvalık doğal  güzellikleri  ve  geniş  kumsallarıyla  gözde  tatil beldeleridir. Çamlık ve Alibey (Cunda) adaları, hem doğal güzellikleri hem de damak tadını sevenler için değişik deniz ürünlerinden yapılmış zengin mönülere sahip restoranları ile tanınır.     Sakarya Nehri tarafından sulanan topraklarda kurulu Bilecik, Osmanlı tarihi açısından önemli bir merkezdir. Osmanlı İmparatorluğu 1299 yılında burada kurulmuştur. Kentin 30 km doğusundaki seramikleriyle ünlü Söğüt, eski Türk boylarından Kayıların yerleşim yeridir.

Bursa: Yeşillikler İçindeki “Tanrısal Kent”

Uludağ’ın yamaçlarında kurulu, yeşillikler içindeki, nüfus bakımından Türkiye’nin dördüncü büyük kenti olan Bursa’yı Fransız şair Henri de Regnier “tanrısal bir kent” olarak nitelemiştir.     UNESCO tarafından Avrupa’nın çevresini en özgün şekilde koruyan kenti seçilen Bursa’da; doğa ile tarih, yeşil ile mimari güzel bir harmoni içerisinde bütünleşmiştir. İpeği, havluları ve kaplıcaları ile ünlü olan Bursa, aynı zamanda büyük bir sanayi kentidir. Özellikle otomotiv ve tekstil sanayisi gelişmiştir. Osmanlı döneminden kalma eserlerin yoğunlaştığı kentin güneyinde, modern tesislere sahip, kış sporları için ideal bir merkez olan Uludağ Millî Parkı bulunur. Bursa’nın en eski semti olan Çekirge ise kentin termal merkezi konumundadır.   Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olan İznik, Osmanlılar döneminde de bu özelliğini korumuştur. Dünya çini sanatının en güzel örnekleri, Osmanlı çini ustaları tarafından burada üretilmiştir.

img15.jpg

Uludağ - BURSA

Ege Bölgesi

Anadolu yarımadasının batı bölgesini oluşturan ve adını komşu olduğu Ege Denizi'nden alan Ege Bölgesi, 90.251 km²lik yüz ölçümü ile Türkiye topraklarının % 11.50'sini oluşturur. 2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre; 6.882.805'i kentlerde, 2.634.348'i köylerde olmak üzere bölgenin toplam nüfusu 9.517.153'tür. Ege Bölgesi, sanayileşme bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırayı alır. Tekstil, gıda ve otomotiv sanayisi başta olmak üzere makine, yedek parça ve diğer sanayi kuruluşları İzmir'de; yağ sanayisi ise Ayvalık ve Edremit yöresinde yoğunlaşmıştır. Uşak ve Afyonkarahisar'da şeker; Kütahya'da hem şeker hem azot fabrikaları bulunmaktadır. Pamuklu dokumacılık İzmir, Uşak, Aydın, Nazilli ve özellikle Denizli'de yaygınlaşmıştır. Denizli, bölgenin en önemli tekstil üretim ve ihracat merkezidir. Halıcılık ise Uşak, Kula, Gördes, Simav ve Demirci'de gelişmiştir. Afyonkarahisar, mermeri ve mermer üretim tesisleriyle tanınır. İzmir Körfezi'ndeki Çamaltı Tuzlası, Türkiye'nin en önemli tuz üretim merkezidir. Soma, Tunçbilek ve Yatağan'daki termik; Kemer ve Demirköprü'deki hidroelektrik santraller Türkiye'nin elektrik üretimine önemli katkılarda bulunur. İzmir yakınlarındaki Aliağa'da büyük bir petrol rafinerisi vardır. Bodrumlu ünlü tarihçi Heredot, Ege Bölgesi için "Dünyanın en güzel gökyüzüne ve en iyi iklimine sahip" demiştir. Ege'nin İncisi İzmir: Ünlü destan yazarı Anadolulu Homer'in doğum yeri olan "Güzel İzmir", önemli bir turizm, sanat, kültür, ticaret ve sanayi merkezidir. İzmir'in ilk yerleşim merkezinin adı Bayraklı'dır (MÖ 3 bin). Kent, MÖ 1500'lü yıllardan sonra Hitit Devleti'nin etkisi altına girmiş; MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender, Kadifekale'de bugün hâlâ var olan kaleyi inşa ettirerek, şehri Kadifekale eteklerinde yeniden yapılandırmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanan kentte, Bizans döneminden sonra Osmanlı egemenliği başlamıştır. Türkiye'nin nüfus bakımından üçüncü büyük kenti olan İzmir'de her yıl Uluslararası İzmir Fuarı düzenlenmektedir. Çeşme; İzmir'in en güzel, Türkiye'nin en ünlü tatil yöreleri arasındadır. Görkemli Çeşme Kalesi 16. yüzyılda Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır. Kalenin yanında yer alan ve restore edilerek otel hâline getirilen Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı da 16. yüzyıla aittir. Çeşme yakınlarında bulunan Ilıca, gelişmiş bir termal merkezdir. Denizin içinde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen ılıca kaynakları bulunur. Yalnızca Ilıca Koyu'nda 250'nin üzerinde sıcak su kaynağı belirlenmiştir. Çeşme Yarımadası'nın güneyindeki Sığacık, önemli bir yatçılık merkezidir. Çevresinde birbirinden güzel koylar uzanır. Sığacık yakınlarında "Şarap Tanrısı" Dionisos'un inanç merkezi olan Teos ile Apollo Mabedi'nin bulunduğu Claros antik kenti yer alır.

Çeşme Kalesi, Çeşme - İZMİR

Antik dünyanın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Foça, İzmir'in kuzeyinde bulunan bir diğer gözde tatil beldesidir. Denizcilikle ünlü olan Foçalıların, Akdeniz'in çeşitli yerlerinde ticaret kolonileri kurdukları bilinmektedir. İzmir'in ilçelerinden Bergama yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da yakından tanıdığı bir ilçedir. Eski çağlarda büyük bir kültür, sanat ve tıp merkezi olan ilçenin batısında, tarihin en eski ve en büyük hastanelerinden biri olan Asklepion yer alır. "Sağlık Tanrısı" Asclepios adına yaptırılan hastane girişinde, onun sembolü olan ve daha sonra da tıp biliminin sembolü hâline gelen yılan rölyefleri bulunmaktadır. Bergamalı ünlü tıp âlimi Galen burada görev yapmıştır. Parşömen kağıdının ilk icat edildiği yer olan ilçenin en önemli mimari anıtları akropol üzerinde yer alır. 200 bin kitabıyla ünlü kütüphane, Athena ve Trojan mabetleri, dünyanın en dik tiyatrosu ve dünya sanat harikaları arasında bulunan Zeus Sunağı'nın temeli burada bulunmaktadır. (Bugün bu muhteşem sunak tümüyle Berlin Bergama Müzesi'ndedir.)
img17.jpg

Pamukkale - DENİZLİ

İç Ege Bölgesi: Ege Bölgesi’nin İzmir’den sonra ikinci büyük  kenti  olan Denizli, bölgenin  iç kısımlarında yer alır. Dokuma sanayisinde büyük ilerlemeler kaydeden kent ve çevresinde 40 bin tezgâh bulunmaktadır. Muhteşem görüntüsünden ve yararlı kaplıcalarından ötürü Pamukkale, Roma döneminden bu yana birçok kültürün uğrak yeri olmuştur. Denizli’nin çevresinde Laodikya ve Colossae gibi birçok antik kent yer almaktadır. Denizli ilçelerinden Güney, şarapları ve şelalesi; Buldan, dokuma tezgâhları; Çal ise üzüm bağları ile tanınır.   Manisa, tarihî ve kültürel değerleri, doğal zenginlikleri, tarım ve sanayi sektörüne olan katkıları ile turizm potansiyeli yüksek bir Batı Anadolu şehridir. Gediz Ovası’nın bereketli topraklarının da etkisiyle tarımsal üretim sıralamasında ilk üçte yer alan Manisa, şifalı sular bakımından da zengin bir kenttir. “Mesir Şenliği” denince akla ilk gelenler arasındadır. Her yıl mart ayında düzenlenen şenliğin başlangıcı çok eskilere dayanır. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan’ı iyileştirdiğine inanılan ve 41 çeşit baharatın karışımı ile yapılan “Mesir Macunu”, Sultan Camisi’nin verandasından şenlik süresince halka dağıtılır. Manisa’nın en gösterişli antik kenti Sart’tır. Lidya Krallığı’nın başkenti olan ve doğuya doğru uzanan ünlü “Kral Yolu”nun başlangıç noktasında bulunan Sart, tarihteki önemli ticaret merkezlerinden biridir. Madeni para, ticari değer olarak dünyada ilk kez burada kullanılmaya başlanmıştır. Artemis Mabedi ile restore edilmiş olan Jimnazyum (MS 3. yüzyıl) da kentte en fazla ziyaret edilen yapılardır. İlde ayrıca; Manisa Kalesi, Yoğurtçu Kalesi, Mevlevihane ve Spil Dağı Millî Parkı gibi birçok önemli yapı da bulunmaktadır.   Kütahya, Osmanlı mimari eserleriyle bütünleşmiş olup, en çok çinileriyle ünlüdür. Macar halk kahramanı Lajos Kossuth’un 19. yüzyılda kaldığı ev, Kossuth Müzesi hâline getirilmiştir.   Halı dokumacılığı ile ünlü Uşak’ta birçok antik kent ve tarihî eser bulunmaktadır. Dünyaca ünlü Karun Hazineleri, Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Afyonkarahisar, üzerinde kale bulunan bir tepenin eteklerine kurulmuştur. Çevredeki tarihî eserler Afyonkarahisar Müzesi’nde sergilenmektedir. Müzenin en önemli bölümünü Frig Çağı eserleri oluşturur. Kentin kuzeyinde anıtsal boyutlardaki Aslankaya, Aslantaş, Maltaş ve Yılantaş Frig açık hava mabetleri yer alır.

Eski Çağların Ünlü Kentleri: Antik dünyanın yedi harikasından ikisi Güney Ege Bölgesi’nde yer alır. Bunlar, Efes’te Selçuk yolu kenarında bulunan Artemis Mabedi ile Bodrum’da bulunan MÖ 4. yüzyılda yapılmış, Karya Kralı Mausolos’a ait Mausoleum Anıtı’dır. Anıtın günümüze sadece temel kalıntıları ulaşmıştır. Selçuk’taki Efes Arkeoloji Müzesi, Aziz John Bazilikası, Kale, İsa Bey Camisi ve Koca Camisi de turistlerin ilgisini çeken diğer yapıtlar arasındadır.   Ege kıyılarında yer alan Aydın, antik kentlerle çevrilidir. Tralles, Alinda, Alabanda, Nysa, Magnesia,

img18.jpg

Alabanda antik kenti AYDIN

tarihin ilk planlı kentlerinden Priene, ünlü  matematikçi Tales’in  yaşadığı Milet, görkemli Apollo Mabedi ile Didim, Heraklia ve Afrodisias bunlar arasındadır. Bu antik kentlerin en görkemlisi olan Afrodisias’ın mermer heykelleri dünyaca ünlüdür. Kentte Afrodit Mabedi, Odeon, Hadrianus Hamamı, stadyum, agora, tiyatro ve tiyatro hamamları yer alır. Ege kıyılarında, kendi adıyla anılan yarımadanın güneyinde olan Bodrum, beyaz Akdeniz mimarisinin gözler önüne serildiği önemli bir yatçılık merkezidir. Akdeniz yat turizmine kazandırılan ve tüm Akdeniz ülkelerinde aranılır duruma gelen Gulet modeli, Bodrumlu’dur.

Datça Yarımadası, Türkiye’nin Ege’ye doğru uzanan en dar ve uzun yarımadasıdır. Yarımadanın ucunda eski çağların sanat ve kültür merkezi olan Knidos antik kenti bulunur.  Plajları, gezinti yerleri, kafe, lokanta ve barlarıyla gözde bir tatil beldesi olan Marmaris; doğal güzellikleri ile ünlü Fethiye; gölünde su kayağı ve bisikleti ile yelken ve kürek sporları yapılabilen Köyceğiz, Muğla ilinin dünyaca ünlü turistik yörelerindendir.

Akdeniz Bölgesi

Anadolu’nun güneyinde Akdeniz boyunca Köyceğiz dolaylarından başlayarak Basit Burnu yakınına kadar uzanan Akdeniz Bölgesi, 90.348 km²lik yüz ölçümü ile Türkiye topraklarının yaklaşık % 11.54’ünü oluşturur.   2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre; 6.499.564’ü kentlerde, 2.753.338’i köylerde olmak üzere bölgenin toplam nüfusu 9.252.902’dir.   Türkiye’nin sanayi merkezlerinden olan Çukurova, bölgenin en hızlı sanayileşen kesimidir. Adana’daki çeşitli sanayi kolları (özellikle tekstil) yanında, Akdeniz Bölgesi’nin başlıca sanayi tesisleri arasında İskenderun süperfosfat ve demirçelik fabrikaları ile Antalya ferrokrom fabrikaları sayılabilir.

“Yeryüzü Cenneti” Antalya

Antalya, doğal güzelliklerinin yanı sıra kültürel ve tarihî zenginlikleri ile de Türkiye’nin ve dünyanın en önemli turistik kentlerinden biridir. Ülke turizminde önemli bir yere sahip olan Antalya’ya kara, deniz ve hava ulaşımı ile çok sayıda turist

img19.jpg

Manavgat Şelalesi - ANTALYA

gelmektedir. Antalya   Havalimanı’nda   turizm   sezonunda   günde  

img20.jpg

Karain Mağarası - ANTALYA

500’den fazla uçak inip kalkmaktadır. Bölgenin tarihî evrimi MÖ 50 bin’den günümüze kadar uzanır. MÖ 2. yüzyılda Bergama Kralı 2. Attalos tarafından kurulduğu söylenen kentin doğusundaki Lâra ve batısındaki Konyaaltı plajları yüzmek için ideal yerlerdir. Manavgat Şelalesi, Yukarı ve Aşağı Düden şelaleleri, Kurşunlu Şelalesi, yatçılık cenneti Kekova, kış sporları merkezi Saklıkent, Güllük Dağı Millî Parkı ile bu park içinde yer alan antik dağ kenti Termessos ve Yontma Taş Devri insanlarının yerleşim yeri olan Karain Mağarası, Antalya’nın yakın çevresindeki ilgi çekici yerler arasındadır.   Akdeniz’in en güzel tatil merkezlerinden olan Kemer, Antalya’nın batı sahilindedir. Her yıl nisan ayında düzenlenen Kemer Karnavalı yöreye ayrı bir renk katar.   Kemer’in güneyinde yer alan Faselis, birbirinden güzel doğal koylara sahip, çevresi ormanlarla kaplı tarihî bir liman kentidir. Faselis’in güneyinde ise tarihî Olimpos kenti yer alır. Kentteki harabeler defne ormanlarıyla çevrilidir. Olimpos’un kuzeyinde Çıralı adı  verilen 300 m  yüksekliğinde  kutsal bir Finike, çevresindeki portakal bahçeleri ile tanınan bir tatil beldesidir. Finike’nin batısında ise Demre tarihî ismiyle Myra bulunur. Dünya çocuklarının sempatik Noel Babası burada yaşamış ve hayata veda etmiştir. Mezarının bulunduğu yere yapılan kilise daha sonra Noel Baba Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Her yıl Demre’de Noel Baba Festivali düzenlenmektedir. Antalya’nın batı sahilindeki bir diğer tatil beldesi de Kalkan’dır. Beldede bulunan yat limanı mavi yolculuk teknelerinin uğrak yeridir. Kalkan yakınlarında Avrupa’nın en uzun plajı Patara ve Likya’nın tarihî başkenti Xanthos ile kutsal merkezi Letoon yer alır. Daha kuzeyde ise Pınara ve Tlos gibi antik kentler bulunmaktadır.

Pamfilya  Bölgesi  ve Aspendos

Antalya’nın doğusu, tarihte  Pamfilya Bölgesi olarak adlandırılmaktaydı.

img21.jpg

Perge antik kenti – ANTALYA

Antalya’nın 18 km doğusunda bulunan Perge antik kenti, Hititler tarafından kurulmuştur. Kentteki mimari eserlerin çoğu Roma döneminden kalmadır.

Antalya’ya 40 km uzaklıkta bulunan Belek sahillerinde büyük ve modern tatil kompleksleri bulunmaktadır. Fıstık çamlarıyla kaplı olan Belek’te, uluslararası standartlara sahip geniş golf sahaları bulunmaktadır. Pamfilya Bölgesi’nin geçmişteki en önemli şehirlerinden olan Aspendos antik kenti, Antalya’ya 50 km uzaklıkta bulunmaktadır. Kentteki en önemli mimari eser tiyatrodur. Mimar Zenon tarafından MS 2. yüzyılda yapılan bu tiyatro, Anadolu’nun en iyi korunan yapılarından biridir. Aspendos aynı zamanda altın işleme ve mücevher kesim merkezidir.

Side, Türkiye’nin en önemli tarihî kentlerinden biridir. Antalya’nın 80 km doğusunda küçük bir yarımada üzerinde yer alır. 25 bin kişilik tiyatrosu, bölgedeki tiyatroların en büyüğüdür. Roma döneminde inşa edilen hamam ise restore edilerek müze hâline getirilmiştir. Apollo Mabedi, agora, anıtsal çeşmeler, surlar ve liman kalıntıları kentin en çok ziyaret edilen yerlerindendir.   Manavgat ilçesi ise şelalesi ile ünlüdür. Manavgat’ın 3 km kuzeyinde bulunan şelalenin yaklaşık 235 yıllık bir tarihi olduğu ve tesadüfen oluştuğu söylenmektedir. Şelalenin olduğu yer eskiden bir mağara iken, Manavgat Çayı bir deprem sonucu yatağından kayarak bugünkü şelaleyi oluşturmuştur.   Güzel plajlarıyla Alanya, ülkenin kentleşmiş tek tatil beldesidir. Modern Alanya, batı ve doğu sahilleri boyunca uzanır. Tarihî Alanya ise kentin tam ortasından Akdeniz’e doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer alır. Selçuklu Devleti’nin kışlık başkenti olan Alanya’da Selçuklulardan kalma birçok tarihî eser bulunur. Bu eserlerden en ünlüleri Kale ve Kızılkule’dir. Ayrıca, sarkıt ve dikitlerden oluşan Damlataş Mağarası da görülmeye değer yerlerdendir.  

img22.jpg

Alanya Kalesi - ALANYA

Göller Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin başlıca gölleri batıdaki Göller Bölgesi’nde toplanır. Göller Bölgesi’nin ortasında yer alan Isparta; nefis gül bahçeleri, gül yağı ve dünyaca ün yapmış halıları ile tanınır. Ülkenin en güzel göllerinden Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde Pisidia antik kenti yer alır. Apollo Mabedi, hamam, Aziz Paul Bazilikası, tiyatro ve su kemerleri antik kentte bulunan önemli eserlerdir. Kentin güneybatısında yer alan Gölcük Krater Gölü’ne ise gül bahçeleri arasından geçilerek gidilir.
 
Göller kenti Burdur’un çevresinde 14 göl bulunmaktadır. Kentte yoğun olarak ziyaret edilen yerler arasında; 597 m uzunluğu ve içerisindeki 9 adet gölüyle İnsuyu Mağarası, çevresince kumlu plajlar ile süslenen ve doğal güzellikleri ile tanınan Salda Gölü, Cibyra ve Sagalassos antik kentleri ile Kuruçay ve Hacılar höyükleri bulunur.

Pamuk Diyarının Büyük Şehri

Akdeniz Bölgesi’nin en büyük şehri Adana’dır. Türkiye’de pamuk, pirinç, susam ve yer fıstığı en çok bu ilde yetiştirilir. Ekonomik bakımdan oldukça  gelişmiş  olan  il, aynı  zamanda  büyük  bir  sanayi

 img23.jpg

Tarihî Taş Köprü - ADANA

merkezidir. Kentin en önemli tarihî eseri, Seyhan Nehri üzerinde İmparator Hadrian tarafından  yaptırılan Taş Köprü’dür.

Cennet ve Cehennem çöküntü mağaraları, Silifke - MERSİN

Roma mozaik sanatının eşsiz örneklerini ise Misis ve Anavarza antik kentlerinde görmek mümkündür.

Doğa ve Tarihin Kucaklaştığı Yer

Mersin; serbest bölgesi, palmiyeli sahil bulvarları, sevimli parkları, güzel otelleri ve iş hanları ile Akdeniz Bölgesi’nin modern kentlerinden biridir. Aziz Paul’ün doğum yeri olan Tarsus’taki; Ulu Cami, Aziz Paul Kuyusu, Kleopatra Kapısı ve Tarsus  Şelalesi  de ilgi  çekici  tarihî eserlerdendir. Mersin-Silifke sahil bandında Pompeipolis (Viranşehir), Kanytelis (Kanlı Divane) ve Korykos (Kız  Kalesi) gibi antik kentler bulunur. Sahilden 200 m açıkta küçük bir ada üzerinde yer alan Kız Kalesi’nin görünümü çok etkileyicidir. Kalenin kuzeybatısında, çöküntü mağaraları olan Cennet ve Cehennem ile içerisinde sarkıt ve dikitlerin bulunduğu Narlıkuyu Mağarası yer alır.

Doğu Akdeniz

Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda bulunan Hatay, tarihî zenginliklerinin yanı sıra çevresindeki doğa güzellikleri ile de büyük bir turistik değer taşır. MÖ 307’de Büyük İskender’in generallerinden Antigonus tarafından kurulan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir ticaret, bilim ve inanç merkezi olmuştur.

img25.jpg

Dibekte dövülerek yapılan Maraş dondurması

Hatay’ın en büyük ilçesi olan İskenderun, büyük bir sanayi ve ticaret limanıdır. Türkiye’nin en geniş ve uzun sahil gezinti bulvarı İskenderun’da bulunur. Kentin 34 km güneyindeki Uluçınar (Arsuz), plajlarıyla tanınan bir tatil beldesidir. Zengin bir tarih beldesi olan Kahramanmaraş’ın çevresi ormanlarla kaplıdır. Bakırcılık, pirinççilik, tahta ve sedef oymacılığı gibi el sanatları gelişen kentin, altın ve gümüşten yapılan süs eşyaları ile takıları ünlüdür. Dibekte dövülerek yapılan Maraş dondurması ise kente özgü en önemli tattır.

İç Anadolu Bölgesi

188.586 km²lik yüz ölçümü ile Türkiye topraklarının yaklaşık % 24.04’ünü oluşturan İç Anadolu Bölgesi, ülkenin en büyük bölgesidir. 2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre bölgenin nüfusu; 9.539.237’si kentlerde, 2.107.931’i ise köylerde olmak üzere toplam 11.647.168’dir.   İç Anadolu’da daha çok küçük ve orta büyüklükteki sanayi tesisleri bulunmaktadır. Halıcılık; Kayseri, Sivas ve Konya illerinde yoğunlaşmıştır. Bölgenin başlıca sanayi kuruluşları; Ankara, Eskişehir, Kayseri, Sivas, Konya, Kırıkkale ve Çorum gibi merkezlerde toplanmıştır.

Başkent Ankara

Türkiye’nin ikinci büyük kenti ve Kurtuluş Savaşı’nın kalbi olan başkent Ankara, modern bir şekilde planlanmış ve kısa sürede gelişmiştir. Ankara, tarihî kayıtlara göre Keltler tarafından  

img26.jpg

Etnografya Müzesi - ANKARA

kurulmuştur. MÖ 3. yüzyılda Avrupa’dan gelip, Balkanlar ve Boğazlar üzerinden İç Anadolu’ya kadar uzanan Keltler, burada tarihte bilinen ilk başkentleri Ankara olan Galatya Devleti’ni kurmuşlardır. Kent daha sonraları Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşayarak bugünkü konumuna gelmiştir. Ankara’nın en görkemli yapısı, Atatürk’ün ebedî istirahati için yaptırılmış olan Anıtkabir’dir. Atatürk’ün naaşı, 10 Kasım 1953 tarihinde Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden alınarak büyük bir törenle Anıtkabir’e nakledilmiştir.   Ankara’ya hâkim bir tepeden yükselen Ankara Kalesi’nin, MÖ 2. yüzyılda Galatlar zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Ulus’ta bulunan Augustus Tapınağı, MS 2. yüzyılda yapılmıştır. Mabedin duvarlarında Roma İmparatoru Augustus’un gerçekleştirmiş olduğu icraatların yazılı dökümü yer almaktadır. Roma Hamamı ve Tiyatrosu ile Julien Sütunu kentteki diğer Roma dönemi eserleridir. 13. yüzyılda yaptırılan ve turkuaz rengindeki mihrap çinileri ile ünlü Aslanhane Camisi, 15. yüzyılda yaptırılan ve Kütahya çinileri ile bezeli Hacı Bayram Camisi, yapımı 1987 yılında tamamlanan ve Ankara’nın en büyük camisi olan Kocatepe Camisi başkentin önemli değerleridir.   Kent, anıtlarıyla da ünlüdür. Bunlar arasında en görsel olanları; Ulus’taki Cumhuriyet Anıtı, Yenişehir’deki Zafer Anıtı ve Sıhhiye meydanındaki Hatti Güneş Kursu’dur. Ankara ayrıca, Cumhuriyet dönemi modern anıtsal mimari eserler açısından da zengin bir kenttir. Türkiye’nin idari ve siyasi başkenti olan Ankara, kültür ve sanat etkinlikleri açısından da önemli bir merkezdir.

Eskişehir’in “Beyaz Altın”ı

Yeryüzünde seyrek rastlanan toprak metallerinden olan dünyaca ünlü lületaşı, Eskişehir’in sembolü gibidir. Lületaşı, topraktan çıkarıldığında yumuşak olup zamanla sertleştiğinden yörede “Beyaz Altın” adını almıştır.

img27.jpg

Eskişehir’in “beyaz altın”ından yapılmış pipolar

Sayısı 250 bini aşan öğrencisiyle Eskişehir âdeta bir öğrenci kentidir. Ülkenin en  büyük  üniversitesi olan Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi dünyanın 10 büyük üniversitesinden biridir. Kültür-sanat etkinliklerinin yoğun olduğu ilde her yıl dünyaca ünlü sanatçıların katıldığı “Uluslararası Eskişehir Sanat Festivali” düzenlenmektedir. 13. yüzyılda yaşamış olan ünlü halk ozanı Yunus Emre’nin mezarı, Eskişehir’in doğusundaki Sarıköy’dedir. Burada her yıl “Uluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası” yapılmaktadır.

Hititler’in Anayurdu

İl merkezi  Karadeniz Bölgesi’nde bulunan Çorum’un,  MÖ 1600  yıllarında Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olan Hattuşaş (Boğazköy) ve  Alacahöyük antik kentlerini içine alan toprakları İç Anadolu Bölgesi’nde yer alır. Surlarla çevrili olan Hattuşaş âdeta bir tapınaklar kentidir. Buradaki Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda  bütün Hitit  tanrı
   
img28.jpg
Hattuşaş - ÇORUM

ve tanrıçalarının rölyefleri bulunur. Hattuşaş yakınlarındaki bir diğer önemli Hitit yerleşim merkezi ise Alacahöyük’tür.

Çankırı ve Ilgaz Millî Parkı: Çankırı’nın geçmişi eski çağlara uzanır. Kentin önemli tarihî ve turistik yerleri; Çankırı Kalesi, Taş Mescit, Ulu Cami, Beşdut köyündeki mağaralar ve Eskipazar’daki kalelerdir. Ilgaz Dağı, Çankırı’ya uluslararası ün kazandırmıştır. Ilgaz Millî Parkı ise, bir kış sporları merkezidir.

Cumhuriyet’in Yarattığı Kırıkkale: İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümü’nde yer alan Kırıkkale, Cumhuriyet’in yarattığı ve hızla geliştirdiği kentlerden birisidir. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında burada; mühimmat, tabanca, tüfek ve bazı elektrikli makineler yapan fabrikalar zinciri kurmuştur.

Sivas: Uluslararası ticaret yolları üzerinde bulunan Sivas, tarihî ve turistik değerler bakımından oldukça zengin bir ildir. 12. yüzyıldan Ulu Cami; 13. yüzyıldan Çifte Minare, Şifaiye, Buruciye

img29.jpg

Sivas’ın ünlü Kangal Köpekleri

ve Gök medreseleri; 14. yüzyıldan Güdük Minare;  16. yüzyıldan Sait Paşa Camisi, Taşhan ve Kurşunlu hamamları ilin tarihî zenginliğini gözler önüne seren eserlerden bazılarıdır. Sivas’ın köpekleriyle ünlenen Kangal ilçesi yakınında, dünyaca tanınan Balıklı Çermik Kaplıcası bulunur. Kaplıca, sedef hastalığının dünyadaki en önemli tedavi merkezlerinden birisidir.

Göreme Millî Parkı

Türkiye’nin en ilginç yeryüzü şekillerine sahip olan Göreme Millî Parkı, gizemli bir güzelliğe sahiptir. Jeolojik devirde faal olan Hasan ve Erciyes dağları, Orta Anadolu’nun sönmüş en büyük iki yanardağıdır. Fantastik Göreme Millî Parkı’nda peri bacaları, mağaralar ve birbirinden güzel kaya formları, kırmızı, pembe ve kahverengiden gri, sarı ve yeşile dönüşerek muhteşem bir renk uyumu yaratmıştır. Roma İmparatorluğu’nun resmî eyaleti olan bölge, Farsçada “Beyaz Atlar Ülkesi” anlamına gelen “Cappadocia” olarak adlandırılmıştı.

img30.jpg

Balon turları ile ünlü Nevşehir

Volkanik, yumuşak tüf dokuları  ilk defa  Hristiyanlar tarafından  kolaylıkla oyularak yeraltı şehirleri, manastırlar ve kiliseler yapılmış, görkemli ve gizemli bir dünya yaratılmıştır.

Hacı Bektaş’tan Ahi Evran’a

Göreme Millî Parkı ile çevrelenen Nevşehir’in  kuzeyindeki Hacıbektaş  ilçesinde, müze olarak ziyaret edilen Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi bulunur. Burada yetişen ünlü Türk filozofu Hacı Bektaş-ı Veli, insancıl fikirleriyle Anadolu insanına ışık tutmuştur.Hacıbektaş’ın kuzeyinde zengin bir kültüre sahip olan Kırşehir yer alır. Burada Caca Bey, Âşık Paşa ve Ahmet Bey, Türkçe yazdıkları eserleriyle Türk toplumunu aydınlatmışlardır.   Kent çevresindeki dinlenme yerleri arasında en önemli olanı Hirfanlı Baraj Gölü’dür. Kaman ilçesi yakınlarında Türkiye’nin en büyük parklarından olan Mikasonmiya Anı Bahçesi yer alır. Parkın içinde 33 değişik türde toplam 16.500 ağaç bulunur.   Erciyes Dağı’nın kuzey eteklerindeki düzlüklerde yer alan Kayseri, İç Anadolu Bölgesi’nin önemli sanayi merkezlerinden biridir. Başlıca sanayi dalları arasında; dokuma, gıda, halıcılık,  bakırcılık ve deri sanayileri gelir. Kayseri, aynı
img31.jpg
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi - NEVŞEHİR

zamanda Türk mobilya endüstrisinin de merkezlerindendir. Maden bakımından da zengin olan kentin topraklarından elde edilen demir, linyit ve krom gibi madenlerin büyük bir kısmı ihraç edilmektedir.

Hoşgörünün Başkenti Konya

Konya, Türk tarihinin en eski ve değerli eserlerini bünyesinde barındıran illerdendir. 200 yıldan fazla bir süre Anadolu Selçuklularının başkenti olan Konya, bu devre ait mimari eserlerin zenginliği açısından eşsizdir. Ünlü Türk şairi ve filozofu Mevlâna, burada yaşamış ve hayata veda etmiştir. Başarının “İnsan Sevgisi” ile başlayacağını belirten ve tüm devirlerin en hümanist filozofu olan Mevlâna’nın fikirleri, 2000’li yılların toplumlarına da ışık tutmaktadır. Mevlâna Müzesi, kentin en fazla ilgi çeken yeridir.

img32.jpg

Mevlâna Müzesi - KONYA

Karaman, Türk tarihi ve dili açısından önemli bir merkezdir. Türkçe, Anadolu’da ilk kez Karaman’da resmî devlet dili olarak kabul edilmiştir (1277). Karaman Kalesi 12. yüzyılda Selçuklular, ejder başlı  oluğu ve  orijinal kemerleriyle dikkat çeken Araboğlu Camisi ise 14. yüzyılda Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Kentin kuzeyinde yer alan ve geçmişte Hristiyanlar tarafından “1001 Kiliseler Bölgesi” olarak isimlendirilen Karadağ (2.288 m)’ın çevresi ve zirvesinde, Erken Hristiyanlık döneminde yapılmış çok sayıda manastır ve kilise bulunmaktadır.  

Karadeniz Bölgesi

Adapazarı Ovası’nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanan Karadeniz Bölgesi, adını komşu olduğu denizden almıştır. 116.169  km²lik yüz ölçümü  ile  ülke yüzeyinin
% 14.81’ini kaplayan Karadeniz Bölgesi, ülkede yerel saat farkının en fazla olduğu bölgedir. 2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre bölgenin nüfusu 4.309.277’si kentlerde, 3.226.022’si köylerde olmak üzere toplam 7.535.299’dur.   Karadeniz Bölgesi’ndeki başlıca sanayi kuruluşları; Karabük ve Ereğli’deki demir-çelik tesisleri, Çatalağzı Termik Santrali, Zonguldak çevresindeki taşkömürü havzaları, Murgul Bakır Üretim Tesisi ile bölgenin çeşitli kesimlerindeki şeker, kâğıt, sülfürik asit, bitkisel yağ, çay, fındık kırma ve fındık ürünleri, balık unu ve sigara fabrikalarıdır.

Bolu

Yüksek dağları, gür ormanları, gölleri ve akarsuları ile şirin bir Batı Karadeniz şehridir. Kentin sulak toprakları, geniş otlakları ve gür ormanları; tarla tarımı ile hayvancılık ve ormancılığın gelişmesini sağlamıştır. Bolu çevresi flora yönünden de zengindir. Türkiye’deki mevcut 7 bin bitki türünün yarıdan fazlası burada yetişmektedir.   Bolu’nun 34 km güneybatısındaki Abant Gölü, denizden 1.325 m yüksekliktedir. Başlı başına bir turizm merkezi olan Abant, yazın temiz suyu ve ormanlarının çam kokulu havası ile on binlerce kişiyi çekerken; kışın ideal bir kayak merkezi hâline gelir. Bolu’nun güneybatısındaki Mudurnu ve Göynük, Türk kültür tarihinin önemli merkezleri arasındadır. Osmanlı döneminin en güzel eserlerinden biri olan Akşemsettin Türbesi Göynük’tedir. Mengen ilçesi ise yemekleri ve yetiştirdiği aşçıları ile ün yapmıştır.

Türkiye’nin Kömür Havzası

Türkiye’nin kömür üretim merkezi olan Zonguldak’ta ekonomik hayat, madencilik ve sanayiye dayanır. Kentin güneydoğusundaki Devrek ise birbirinden güzel işlemeli bastonları ile tanınır.   Zonguldak’ın batısındaki Ereğli, bir sanayi limanıdır. Demir ve çelik  fabrikalarının bulunduğu Ereğli’nin doğusunda;

img33.jpg

Valla Kanyonu, Pınarbaşı - KASTAMONU

mitolojiye göre Herkül’ün, Kerberus adlı üç başlı köpeği içinde öldürdüğü “Cehennem Ağzı Mağarası” yer almaktadır. Zonguldak’ın doğusundaki Bartın, eski ahşap evleri ve doğal güzellikleri ile tanınan bir Batı Karadeniz kentidir. Kentin güneyinde sanayi kenti Karabük ve tarihî evleriyle bir açık hava müzesini andıran Safranbolu yer alır. Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanan Kastamonu’da, çok sayıda şifalı su kaynağı bulunur. Kastamonu; 170 km’lik kıyı şeridi, Küre Dağları, ormanları, dünyaca ünlü Valla Kanyonu, havadar yaylaları ve şifalı dağ pınarlarıyla bir yeryüzü cennetidir. MÖ 7. yüzyıldan kaldığı sanılan Evkaya Mezarları, 12. yüzyılda  Bizanslılar  tarafından  kayalık bir  tepenin üstünde yaptırılan Kastamonu Kalesi, tarihî bir yapısı olan Kastamonu Müzesi, Çandaroğulları zamanında yaptırılan İbni Neccar Camisi ve Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kıyafet ve Şapka devrimlerini simgeleyen Atatürk’ün tunç heykeli, Kastamonu’daki önemli tarihsel ve sanatsal yapıtlardır.

Sinop, denize uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Yağışların düzenli ve bol olması nedeniyle zengin bir doğal bitki örtüsüne ve orman yapısına sahiptir. Adını Amazon Kraliçesi Sinope’den alan kent, Miletli kolonistler tarafından kurulmuştur. “Gölge etme başka ihsan istemem” sözü ile tanınan ünlü filozof Diyojen, MÖ 4. yüzyılda Sinop’ta yaşamıştır. Düzce, Batı Karadeniz’in Marmara Bölgesi sınırında yer alan, kültürel çeşitliliğin tarihî değerler ve doğal güzelliklerle buluştuğu nadir kentlerdendir. Kentin tarihi MÖ 1390-800 yılları arasında hüküm süren Hitit medeniyetine uzanmaktadır. Düzce, yaylaları, gölleri, akarsuları, ormanları ve sahiliyle turizmin ve doğa sporlarının her çeşidine imkân sağlamaktadır. Amasya’nın tarihi Hititlere kadar uzanır. Özellikle Osmanlılar zamanında büyük önem kazanan kent, 15 ve 16. yüzyıllarda Osmanlı şehzadelerinin ve pek çok ilim adamının yetiştiği Anadolu’nun beş büyük kültür merkezinden biri hâline gelmiş ve Avrupalı turistler tarafından “Anadolu’nun Oxford’u” olarak nitelendirilmiştir. Osmanlı sultanları 2. Murat ve Yavuz Sultan Selim burada doğmuştur. Amasya, Kurtuluş Savaşı tarihinde de önemli bir yere sahiptir. 19 Mayıs 1919  tarihinde  Samsun’a  ayak  basan Mustafa  Kemal, 12 Haziran 1919 tarihinde Amasya’ya gelmiştir. Tokat, Karadeniz Bölgesi’nin doğal güzelliklerini bünyesinde yaşatan, tarih ve kültür varlıkları açısından zengin kentlerdendir. İlde Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait pek çok eser bulunur. Kümbetler, Gökmedrese, Hıdırlık Köprüsü, Saat Kulesi, Ulu Cami, Ali Paşa Meydan camileri ile daha birçok medrese ve hamam şehri süslemektedir. Yazmaları ile ünlenen kentte bakırcılık, yazmacılık, dericilik ve dokumacılık çok gelişmiştir. Yeşilırmak ve kolları üzerindeki verimli Niksar ve Erbaa ovaları bölgenin sebze ve meyve ambarıdır. Tokat’a 24 km uzaklıkta bulunan Ballıca Mağarası, muhteşem bir doğa oluşumudur. Giresun, yeşille mavinin kucaklaştığı, Doğu Karadeniz’in tek adasını barındıran efsaneler diyarıdır. Kentin tarihi MÖ 8. yüzyılda Miletuslular tarafından bir liman şehri olarak

img34.jpg

Yeşil ve mavinin kucaklaştığı Karadeniz illerinden Giresun

kurulmasına dayanır. Antik ismi “Kerasus” olan şehir, bu adı kirazın ana yurdu olması sebebiyle almıştır. Fındık ise yörenin en önemli geçim kaynağıdır. Samsun, Doğu Karadeniz’in önemli bir liman şehridir. Sahip olduğu doğal güzelliklerin yanı sıra, bir sanayi kentidir. Kent, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Anadolu topraklarına ilk ayak bastığı yer olarak tarihe geçmiştir. Atatürk’ün şaha kalkmış atı üzerindeki heykeli, kentin en görsel anıtıdır. Atatürk Müzesi ve Kütüphanesi, Millî Mücadele’yi âdeta gözler önüne sermektedir. Ordu, kilometrelerce uzanan yemyeşil fındık bahçeleri ile kaplı tipik bir Karadeniz şehridir. Kentin güneyinde 1.250 m yükseklikte Çambaşı ve 2 bin m yükseklikte Keyfalan yaylaları bulunur.

Tarihî Bir Liman Kenti

Trabzon, Karadeniz sahillerinin  büyük  ve  önemli  bir  liman  kentidir. İran  transit

img35.jpg

Sumela Manastırı - TRABZON

yolunun başlangıç noktası olup, Karadeniz’e kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla da bağlantısı vardır. Kent, MÖ 8. yüzyılda Miletli kolonistler tarafından kurulmuştur. Şehirdeki mimari eserlerin çoğu, Bizans, Kommagene ve Osmanlı dönemlerine aittir. Şehrin ara sokaklarındaki tarihî evler ile Kommagene döneminden kalma Kızlar Manastırı ve İrene Kulesi görülmeye değerdir. Trabzon’un güneyinde Maçka yakınlarında bulunan Altındere Millî Parkı’nda muhteşem Sumela Manastırı bulunur. Manastır, 270 m yükseklikteki bir uçurumun yamacına inşa edilmiştir. Trabzon’un çevresi birbirinden güzel yaylalarla kaplıdır. Bunlar; Erikbeli, Hıdırnebi, Şolma, Kirazlı ve Kadırga yaylalarıdır. Yemekleriyle ünlü Hamsiköy’ün güneyinde, Türkiye’nin en uzun kara yolu tüneli olan Zigana Tüneli bulunmaktadır. Kentin ayrıca Kuyumcular Çarşısı ünlüdür. Burada Trabzon’a ait hasır görünümündeki meşhur altın ve gümüş bilezikler satılmaktadır.

Yeşil Sırtlar Üzerinde Bir Şehir

Rize, yeşili en bol olan illerin başında gelir. Kentin ekonomik hayatında tarım ilk sırayı alır. Tarım denildiği zaman da akla Rize’nin simgesi çay gelir. Güneyindeki Kaçkar Dağları Millî Parkı bitki ve kelebekleriyle âdeta doğal güzellikler cennetidir.    

img36.jpg

Yeşilin her tonunu bünyesinde barındıran Rize

Gümüşhane-Bayburt ve Dede Korkut

Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yer alan Gümüşhane, adını çevresindeki gümüş yataklarından alır. Kanuni Sultan Süleyman, bir cami ve 50 ev yaptırarak buranın gelişmesini sağlamış ve buraya Gümüşhane adını vermiştir. 14. yüzyılda Aleksios Kommenos tarafından yaptırılan Hagios Georgios Manastır Kilisesi ve ortasından Kelkit Çayı’nın aktığı doğal güzellikleriyle ünlü Kelkit Vadisi, kentin en güzel yerleri arasındadır. Çoruh Nehri’nin kıyısında yer alan Bayburt’un bilinen tarihi MÖ 3 binli yıllara kadar uzanır. Tarihî İpek Yolu üzerindeki konumu nedeniyle başta Marco Polo ve Evliya Çelebi olmak üzere, birçok gezginin eserlerine konu olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden erenlerden biri olan Dede Korkut’un mezarı buradadır.

Yaylaları ile Ünlü Artvin

Türkiye’nin Kafkasya sınırında yer alan Artvin, ülkenin en güzel yaylalarına sahiptir. Yöre halkı yaz başlangıcında hayvancılık için yaylaya göç hazırlığına başlar. Bir töre hâlini alan “Yaylaya Göç” âdeta bir şenlik ortamında gerçekleştirilir. Kenti ikiye bölen Çoruh Nehri’nde rafting ve kano gibi su sporları yapılmaktadır.

Doğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi, 150.210 km²lik yüz ölçümü ile Türkiye topraklarının % 19.18’ini kaplar ve ülkenin coğrafi alan bakımından ikinci büyük bölgesidir. Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran ve Irak’la sınırı vardır. Ortalama yükseltisi 2 bin m olan bölgede, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı Dağı (5.137 m) ile Cilo Dağı’ndaki Reşko Zirvesi ve Süphan Dağı bulunmaktadır.   2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre 3.165.027’si kentlerde, 2.596.725’i köylerde olmak üzere bölgenin toplam nüfusu 5.761.752’dir.

Doğu Anadolu’nun Kalesi

Erzurum, Palandöken Dağları’nın deniz seviyesinden 1.950 m yükseklikteki eteklerinde kurulmuş, Doğu Anadolu’nun en büyük ili ve kültür merkezidir. Kentte bulunan Atatürk Üniversitesi, Türkiye’nin en nitelikli yükseköğretim kurumlarından biridir. Kentin sembolü konumundaki Çifte Minareli Medrese, Selçuklu dönemine aittir.

img37.jpg
Aziziye Anıtı - ERZURUM

Ulu Cami (12. yüzyıl), Lala Mustafa Paşa Camisi (16. yüzyıl) ve Rüstem Paşa Kervansarayı kentteki en önemli tarihî eserlerdendir. Bugün çarşı olarak kullanılan Rüstem Paşa Kervansarayı’nda kentin ünlü oltu taşını işleyen atölyeler ile bu taşları sergileyen galeriler bulunmaktadır.

1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Erzurum halkının topyekûn gösterdiği kahramanlıkları temsilen dikilmiş olan Aziziye Anıtı, kentin en önemli eserlerindendir. Kenti savunmak için yapılmış olan tabyalar, çevredeki stratejik tepeler üzerinde yer alır. 23 Temmuz 1919 tarihinde yapılan Erzurum Kongresi’nin anısını yaşatmak amacıyla kongrenin yapıldığı bina müzeye dönüştürülmüştür. Erzurum’un 5 km güneyindeki Palandöken Kayak Merkezi, dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasındadır. Dik yarlara sahip olan Tortum Gölü ve Şelalesi, Aras Nehri üzerine  Selçuklular  tarafından 13. yüzyılda yaptırılmış olan 220 m uzunluğundaki Çobandede Köprüsü, Pasinler ve Oltu kaleleri, Erzurum çevresindeki diğer tarihî ve turistik yerlerdir.

img38.jpg

Mama Hatun Türbesi, Tercan - ERZİNCAN

Çevresi Dağlık, Ortası Bağlık

Erzincan’ın coğrafi özelliklerini, halk arasında eskiden beri kullanılan “çevresi dağlık, ortası bağlık” sözü çok güzel tanımlar. İl topraklarını kuzey ve güneyde dağ sıraları kuşatır. Bunların arasında kalan Erzincan Ovası, tarihin erken devirlerinden beri büyük medeniyetlerin beşiği olmuştur. Erzincan bağlarının “cimin üzümü” olarak bilinen siyah üzümü ünlüdür. Kentte hâlen yaşatılmakta olan geleneksel bakır işleme sanatı oldukça önemlidir. Çevresinde yer alan tarihî yapılar arasında; Tercan’da bulunan Mama Hatun Türbesi ve Kervansarayı (13. yüzyıl), Urartulara ait önemli bir yerleşim merkezi olan Altıntepe (MÖ 1000), Kemah Kalesi (12-13. yüzyıl), Melik Gazi Türbesi (12-13. yüzyıl) ve Gülabibey Camisi (15. yüzyıl) sayılabilir.

Kafkasya Kapısı

Kars, Doğu Anadolu’nun “Kafkasya Kapısı” olarak adlandırılan ilidir. Arpaçay’a karışan Kars Suyu’nun doğu kıyısında kurulmuştur. Kentte Ruslar tarafından yapılmış ilgi çekici birçok yapı bulunmaktadır. 1828, 1855 ve 1877’de Ruslar tarafından üç kez işgal edilen Kars, yaklaşık 40 yıl Rus egemenliği altında kalmıştır.

img39.jpg

Kümbet Camisi - KARS

Kentin sembolü konumundaki tarihî Kars Kalesi, 1152’de Saltukoğlu İzzeddin Han tarafından yaptırılmıştır. Kars Kalesi’nin güneyinde Kümbet Camisi yer alır. Cami, 10. yüzyılda 12 havari adına inşa edilmiş olan eski bir kilisedir. Kars çevresinin en önemli tarihî kenti Ani’dir. Antik çağda bir kale kenti olarak kurulan Ani, 10. yüzyılda Bagratid Krallığı’nın başkenti olmuştur. Burada bulunan surlar, Ebul Menucehr Camisi, Selçuklu Kervansarayı, Resimli Kilise ve Selçuklu hamamları görülmeye değer güzelliktedir.

Ağrı ve Nuh’un Gemisi

Ağrı, İran transit yolu üzerinde, denizden 1.640 m yükseklikte kurulmuştur. Tarihi çok eskilere dayanan ilin en ilgi çekici köşesi, hem heybetli görünüşü hem de Nuh Efsanesi ile dünyaca ünlü olan Büyük Ağrı Dağı’dır. İle adını veren bu dağ, 5.137 m ile Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek dağıdır.   Ağrı’nın en önemli ilçesi Doğubayazıt’tır. Doğu Anadolu’nun en heybetli yapısı olan İshak Paşa Sarayı buradadır. Sarayın karşısında ilk defa Urartular tarafından yapılmış olan Doğubeyazıt Kalesi yer alır. Asıl kale 1380’de Şehzade Beyazıt tarafından yaptırılmış ve onun adını almıştır.

img40.jpg

İshak Paşa Sarayı - AĞRI

Ağrı’nın Diyadin ilçesinde Doğu Anadolu’nun Pamukkalesi olarak nitelendirilen Diyadin kaplıcaları bulunur. 3.542 m yükseklikteki Tendürek Dağı’nın eteklerindeki kaplıca, fotoğraf severler için ideal bir doğal güzelliktir.

Kayısı Denilince Akla Gelen İlk Kent

İrili ufaklı çok sayıda akarsuyun bulunduğu Malatya, başta dünyaca ünlü kayısısı olmak üzere çeşitli meyvelerin yetiştirildiği verimli ovaların ortasında yer alır. Kentin kuzeyindeki Battalgazi önemli bir tarihî merkezdir. Burada bulunan kale, ilk defa MS 1. yüzyılda Roma İmparatoru Titus tarafından yaptırılmış ve 12. yüzyılda Selçuklular tarafından restore edilmiştir. Selçuklu dönemine ait diğer bir yapı da eyvanlı cami planının Anadolu’daki tek örneği olan Battalgazi Ulu Camisi’dir.

img41.jpg

Eyvanlı cami planının Anadolu’daki tek örneği olan Ulu Cami’nin kubbesi - MALATYA

Göller ve Nehirler Kenti Elazığ

Elazığ, mor dağların çevrelediği geniş ovaların ortasında doğal güzelliklerle dolu bir göller ve nehirler kentidir. Ünlü gezgin Hommaire de Hell’in “masallardaki şehirlerin gerçek örneği” olarak söz ettiği Harput, yaz aylarındaki manzarası ve buz gibi suyu ile eşi bulunmaz bir dinlenme yeridir. İlçe Artukoğulları, Selçuklular ve Osmanlı dönemlerinden kalma tarihî eserleri ile de doğal bir açık hava müzesini andırmaktadır.

Huş Ağaçları İçindeki Tunceli

Tunceli, zengin flora ve faunasıyla ayrı bir güzelliğe sahiptir. Kentte bulunan Munzur Vadisi Millî Parkı, dünyada nesli giderek tükenmekte olan Huş ağaçlarıyla kaplıdır. Tarihi Hititlere kadar uzanan Tunceli’de Asur, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda kale, anıt, cami ve sütun ilgi çeker.

Bingöl

Adını bölgedeki buzul göllerinden alan Bingöl, 1971 yılında uğradığı deprem felaketinden sonra yapılan yeni binalarla modern bir görünüm kazanmıştır. İlin kuzeyindeki  Bingöl  Dağları üzerinde,  buzulların erimesiyle

img42.jpg
Munzur Vadisi Millî Parkı – TUNCELİ

oluşmuş sayısız buzul gölü yer alır. İlde ayrıca, çok sayıda şifalı kaplıca ve hamam bulunur. Bingöl-Yolçatı Kayak Merkezi ise kayak severlerin uğrak yerlerindendir.

Muş’un Yüksek Dağları ve Yeşil Yaylaları

Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Muş, gerek ekonomik varlığı gerekse doğal güzellikleriyle ülkenin ilgi çeken köşelerinden biridir. Türklerin Anadolu’ya adım attıkları ilk yer olan Malazgirt ilçesindeki kale, son derece görkemli bir görünüme sahiptir.

Bitlis

Türkiye’nin önemli tütün üretim merkezlerinden biri olan Bitlis, dağlar arasında yaklaşık 1.550 m yükseklikteki bir yayla üzerinde kurulmuştur. Türkiye’nin 2. büyük dağı olan Süphan Dağı’nın eteklerinde, ziyaretçileri hayran bırakan orman ve göller yer alır. Kentin en eski yerleşim merkezlerinden Ahlat’ta bulunan Selçuklu Mezarlığı dünya sanat harikaları arasında yer alır.  

Güzellikler Kenti Van

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün güneydoğu sahillerinde yer alan Van, MÖ 1000  yıllarında  Urartu Devleti’ne “Tuşpa”  adıyla başkentlik

img43.jpg

Van Gölü - VAN

yapmıştır. İlk defa Urartu Kralı 1. Sardur tarafından MÖ 9. yüzyılda   yaptırılan   Van   Kalesi   doğubatı   istikametinde 1.800 m uzunluğunda, 120 m genişliğinde ve 80 m yüksekliğindedir. Doğal boyalarla yapılmış kilimleri ile ünlü olan kentte, gümüş işleme sanatı da gelişmiştir. Ayrıca bir gözü mavi diğer gözü yeşil olan bol beyaz tüylü Van Kedisi meşhurdur. Denizden 1.646 m yükseklikteki Van Gölü’nün yüz ölçümü 3.800 km², en derin yeri 451 m’dir ve suyunda bol miktarda soda bulunmaktadır. Balıkları yağsız ve lezzetlidir. Göldeki en güzel ada, yörede ilkbaharı ilk karşılayan Akdamar Adası’dır.

img44.jpg

Dört mevsimin bir arada yaşandığı Hakkâri

Hakkâri’de Dört Mevsim

Türkiye’nin en dağlık ili olan Hakkâri’de dört mevsim bir arada yaşanır. Yazın ortasında bile erimeyen buzulların bulunduğu dağlarda, çeşitli buzul gölleri yer alır. Yörede bulunan Cilo-Sat Dağları, Türkiye’nin en güzel manzaralı dağlarındandır. En önemli tarihsel miras, kent merkezinde 15. yüzyıl mimarisini yaşatan Melikesat Medresesi’dir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

75.193 km²lik yüz ölçümü ile Türkiye  topraklarının % 9.61’ini oluşturan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin, Suriye ve Irak ile sınırı bulunmaktadır. Bölgenin nüfusu, 2009 yılı ADNKS sonuçlarına göre 5.095.745’i kentlerde, 2.367.148’i köylerde olmak üzere toplam 7.462.893’tür. Bölgenin kalkınmasına yönelik en büyük yatırım programı olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında, bazı ovalarda sulu tarıma geçilmiş ve sanayi bitkileri ekimine hız verilmiştir. Petrol, bölgenin en önemli yer altı zenginliğidir. Raman, Garzan ve Kâhta çevresinde üretilen ham petrolün bir bölümü, bölgenin en önemli sanayi kuruluşlarından olan Batman Rafinerisi’nde işlenir.

Geçmişi Günümüze Taşıyan Gaziantep

Verimli topraklar   üzerinde   kurulmuş   olan   Gaziantep,   tarımsal  

img45.jpg

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli sanayi kuruluşlarından Batman Rafinerisi

img46.jpg

Yesemek Açık Hava Müzesi - GAZİANTEP

zenginliklerinin yanı sıra bölgenin en önemli sanayi ve kültür merkezidir. Kent içi, zengin bir tarihin ürünü olan mimarlık eserleriyle süslüdür. Kurtuluş Savaşı sırasında Fransız işgaline karşı mücadele veren ve şehre “Gazi” unvanını kazandıran şehitler adına dikilmiş Şehitler Abidesi, görülmeye değer güzelliktedir. Kent merkezinde bulunan Kendirli Katolik Kilisesi ise ilk olarak 150 yıl önce yapılmıştır. Fırat Nehri’nin Türkiye ve Suriye sınırıyla birleştiği yerde bulunan Karkamış, Geç Hititlerin başkentliğini yapmış önemli bir tarihî merkezdir. Bir diğer önemli Hitit kenti ise İslahiye yakınlarındaki Yesemek köyüdür. MÖ 1200-800 yılları arasında açık hava heykel yapım atölyesi olarak kullanılan kent, aynı zamanda Anadolu’nun en eski taş ocaklarındandır. Bugün çevrede 200 adet Hitit heykeli bulunmaktadır. Nizip ilçesine 10 km uzaklıkta bulunan Zeugma antik kenti ise geçmişte önemli bir Roma kentidir. O dönemde özellikle Roma binalarının zeminlerinde yer alan mozaikleriyle ünlü olan kent, görülmeye değer güzelliktedir.

9 Bin Yıl Öncesine Dayanan Eski Bir Tarih

Şanlıurfa, tarihî geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan bir müze şehridir. Müslümanlığın, Museviliğin ve Hristiyanlığın ortak peygamberi olan Hz. İbrahim’in doğduğu, Hz.  Eyyüb’ün yaşadığı, Hz. İsa’nın ise kutsadığı bir şehirdir.     Balıklı Göl, Şanlıurfa’nın en önemli tarihî ve turistik köşelerinden biridir. İnanışa göre; yöre kralı Nemrut, İbrahim Peygamber’i burada yakılan büyük bir ateşin içine attırmış ve ateşin içinden çıkan su, Hz. İbrahim’i yanmaktan kurtarmıştır. Su, bugünkü göle; ateşteki odun parçaları ise göl içindeki balıklara dönüşmüştür. Gölün çevresinde Halil Rahman ve Rızvaniye camileri ile çeşitli dinlenme tesisleri vardır. Balıklı Göl’ün doğu tarafındaki Mevlid Halil Camisi’nin avlusunda İbrahim Peygamber’in doğduğu mağara bulunur. Bu kutsal alanın güneyinde ise batı-doğu doğrultusunda uzanan Şanlıurfa Kalesi yer alır.   Kutsal kitaplarda yazılanlara göre, İbrahim Peygamber Şanlıurfa’dan güneye doğru göç ederken Harran’da konaklamıştır. İbrahim Peygamber’in babası Terah burada hayata veda etmiştir. Geçmişte ilk İslam üniversitesinin bulunduğu önemli bir kültür merkezi olan kentteki en ilginç eser, İslami çağdan kalma 40 m’lik Rasat Kulesi kalıntısıdır.

Nemrut Dağı Eteklerindeki Şehir

Tarihin en eski uygarlıklarının beşiği olan Adıyaman, ülkenin turizm

img47.jpg

Üniversite kalıntıları - HARRAN  

yönünden önemli illerindendir. Özellikle Kâhta bölgesindeki Nemrut Dağı’nda bulunan anıt mezar, tapınak ve kral heykelleri turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.    
img48.jpg
Nemrut - ADIYAMAN

Adıyaman toprakları üzerinde kurulan Kommagene Devleti (MÖ 1. yüzyıl)’nin sanata hayranlığı ile tanınan Kralı 1. Antiochos, kendi mezarının anıtsal güzellikteki Nemrut Dağı’nın zirvesinde bulunmasına karar vermiştir. Bu anıt mezar; doğu, batı ve kuzeyde sert kayalara oyulmuş teras biçimindeki üç kutsal alan ile çevrilidir. Doğu terasta sırasıyla; Sanat Tanrısı Apollo, Bereket Tanrıçası Tyche (Fortuna), Gökyüzü Tanrısı Zeus, Kuvvet Tanrısı Herkül, Kral Antiokhus ile kartal ve aslan heykelleri yer almaktadır. Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gün doğumu ve gün batımının seyredilebildiği yerdir.

Eskiyle Yeninin Buluştuğu Kent Diyarbakır

İldeki, yapılış tarihi tam olarak bilinmeyen tarihî surlar, Bizans İmparatoru Constantinus tarafından yenilenmiştir. Ulu Cami, önceleri Aziz Thomas Kilisesi iken sonradan camiye çevrilmiştir. Kentte bulunan Meryem Ana Kilisesi ise MS

img49.jpg
Diyarbakır’ın simgesi olan tarihî surlar

3. yüzyıldan kalma bir kilisedir. Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı ve büyük Türk düşünürü Ziya Gökalp’in doğdukları evler de müze hâline getirilmiştir.

Tarih Hazinesi

Mardin, 12. ve 13. yüzyıl Türk mimarisinin doğaya uyum sağlamış örnekleriyle dolu bir müze şehridir. Kentte evlerin dış cepheleri âdeta bir mücevher gibi işlenmiştir. Midyat ilçesi, özellikle birbirinden güzel tarihî evleri ve gümüş işçiliği ile tanınır. “Telkâri” denilen geleneksel gümüş işleme sanatı buradan Türkiye’ye yayılmıştır. Kale, cami ve köprüleriyle ünlü kentteki Mardin Kalesi (MS 10. yüzyıl), Ulu Cami (12. yüzyıl), Lâtifiye Camisi (14. yüzyıl) ve Kasımiye Medresesi (15. yüzyıl) görülmeye değer güzelliktedir. Kent çevresinde ilgi çeken yerler arasında Deyruülzzafaran Manastırı da bulunur. Süryanilerin dinî merkezi olan manastırın 1600 yıllık bir geçmişi vardır.

Kara Altın Yatağı

Batman’da petrol çıkartılması ve çıkarılan petrolün burada işlenmesi, kenti Türkiye için oldukça önemli kılmaktadır. Kent çevresinde bulunan en önemli tarihî merkez Hasankeyf’tir. 12. yüzyılda Artukoğulları’nın başkenti olan Hasankeyf, birbirinden güzel yapılarla donatılmıştır. Hasankeyf Kalesi, Dicle Nehri üzerindeki büyük köprü kalıntıları, Hızır Bey Camisi ve Zeynel Bey Kümbeti kentin önemli tarihî zenginlikleridir.

img50.jpg
Zeynel Bey Kümbeti - BATMAN

Siirt

Bölgenin önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden olan Siirt, GAP’la birlikte giderek büyüyen modern bir şehir hâlini almıştır. Anadolu’nun en ünlü evliyalarından olan İsmail Fakirullah Efendi’nin türbesi Aydınlar’da bulunur. İlginç mimarisi olan türbenin içinde ünlü Türk astronomi bilgini İbrahim Hakkı Efendi’nin de türbesi bulunmaktadır.

Nuh’un Şehri

2.114 m yüksekliğindeki Cudi Dağı eteklerinde yer alan Şırnak’ın çevresinde, tarım ve hayvancılık gelişmiştir. Şehir anlamına gelen “Şır” ve Nuh anlamına gelen “Nak” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan kentin adı “Nuh’un Şehri” anlamındadır. Şırnak’tan 45 km uzaklıkta bulunan Cizre’de ise Nuh Peygamber Türbesi bulunmaktadır.

Dünyaya Açılan Türk Sanayisi


Bugün Türkiye’de uluslararası bağlantıları güçlü, ihracata dayalı üretim yapan geniş bir imalat sanayi bulunmaktadır. Türk imalat sanayisinin küresel ekonomiyle entegrasyonu 1980 yılında ihracata dayalı büyüme politikalarının benimsenmesiyle gelişmeye başlamış; 1996 yılında AB ile Gümrük Birliği Antlaşması ve 2001 yılındaki kriz sonrası yeniden yapılanmayla daha da pekişmiştir.   Ülkede, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) verimliliklerinin, katma değer içindeki paylarının ve uluslararası rekabet güçlerinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verilmektedir. KOBİ yatırımlarına kredi, vergi istisnası ve KDV desteği gibi teşvikler bu çalışmalardan bazılarıdır. Ayrıca, KOBİ’lere daha iyi üretim koşulları sağlanarak rekabet güçlerinin artırılması, planlı sanayileşmenin sağlanması ve sanayinin çevresel etkilerinin azaltılması amaçlarıyla Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Küçük Sanayi Sitesi (KSS) yapımlarına devam edilmektedir. 2009 yılında 11 adet OSB ile 8 adet KSS projesi bitirilmiştir. 2010 yılı Yatırım Programı’nda; 83 OSB ve 48 KSS projesi bulunmaktadır. 1962 yılından 2009 yılı sonuna kadar 25.846 hektar büyüklüğündeki 131 OSB ile 92.138 iş yerine sahip 438 adet KSS tamamlanmıştır.

img51.jpg

TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi – KOCAELİ

Dünyaya açılan Türk imalat sanayisinde yapılan hamleler en çok dış ticarette gözlenmiştir. 2009 yılında Türkiye’nin toplam imalat sanayi ihracatı 95.4 milyar ABD doları olmuştur. Bu miktar ile Türkiye’nin  imalat  sanayi  mallarının  payı % 93.4’e ulaşmıştır. 2009 yılı Aralık ayı itibarıyla imalat sanayi ithalatı da 111 milyar ABD doları düzeyinde olup toplam ithalatın % 78.8’ini oluşturmuştur. Türkiye, sanayi sektörünün dünya ile entegrasyonu çalışmalarını mevzuat açısından da sürdürmektedir. “Patent, endüstriyel tasarım, marka ve coğrafi işaretler” ile ilgili sınai mülkiyet hakları alanında da 15 adet uluslararası antlaşmaya katılım sağlanmıştır. Ayrıca teknik mevzuat kapsamındaki test ve belgelendirme kuruluşlarının akreditasyonu ile ilgili Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) kurulmuştur. TÜRKAK, başta Avrupa Akreditasyon Birliği olmak üzere ILAC ve IAF ile tüm alanlarda karşılıklı tanınma anlaşmaları imzalayarak dünyanın en iyi akreditasyon kuruluşları arasına girmiştir.

Gıda, İçki ve Tütün Sanayisi

Genel üretim yapısı küçük işletmelere dayanan gıda sanayisinde çok çeşitli ürünlerin üretim ve dış ticareti gerçekleştirilmekte, içki ve tütün sektörlerinde ise daha ziyade orta boy ve büyük işletmeler bulunmaktadır. Son 5 yılda bu sektörlerde yıllık ortalama  % 12.5 civarında  artışla  ihracatın 6 milyar ABD  

img52.jpg

Ülkede çeşitli üretim kollarında 30 binin üzerinde firma faaliyet göstermektedir.

dolarını aşması, ticaret hacmininse 10 milyar ABD doları seviyesine yaklaşması ile Türkiye bu alanda önemli bir gelişme göstermiştir. Ülkede; et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, un ve unlu mamuller, şeker ve şekerli ürünler, alkollü ve alkolsüz içecekler, sebze ve meyvelerin işlenmesi, bitkisel yağlar ve su ürünlerinin işlenmesi ile sigara üretimi kollarında 30 binin üzerinde firma faaliyet göstermektedir. Şeker, çay, et ve et ürünleri üretimi dışında gıda, içki ve tütün sanayilerinde kamu kesimi tarafından yürütülen bir üretim faaliyeti bulunmamaktadır.

Tekstil ve Hazır Giyim Sanayisi

Bugün Türkiye’de tekstil ve hazır giyim, sağladıkları istihdam imkânı, yarattıkları katma değer ve uluslararası ticaretteki yerleri ile ekonomik kalkınma  sürecinde  lokomotif  görevi yapmaktadır.

img53.jpg

Türkiye, tekstil sanayisi ihracatında dünyada 7. sırada yer almaktadır.

Dünyanın önemli pamuk üreticilerinden olan Türkiye’de tekstil ve giyim ihracatının büyük bölümünü pamuklu dokumalar oluşturmaktadır. Tekstil ve hazır giyim sanayisi üretiminin yaklaşık yarısı ihraç edilmektedir. Türkiye tekstil ihracatında dünyada 7., giyim ihracatında ise 4. sırada yer almaktadır. Ayrıca, AB pazarının tekstil ve hazır giyim sanayilerinde 2. büyük tedarikçisi konumundadır. Türkiye’nin AB, Rusya ve Orta Doğu pazarlarına yakın olması ve bu ekonomilerle geliştirdiği ilişkiler, bu alanda önemli fırsatlar sunmaktadır. Tekstil ve giyim eşyası üretiminin en yoğun olduğu şehirler; İstanbul, Bursa, Denizli, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kayseri’dir. 1995 yılından itibaren gerçekleştirilen yoğun modernizasyon yatırımları ve AB ile Gümrük Birliğinin de etkisiyle tekstil ve konfeksiyon sanayisi, dış pazarlarda rekabet gücünü artırarak ihracata dönük büyümesini devam ettirmiştir. Ancak son yıllarda başta Çin ve Hindistan olmak üzere ucuz iş gücüne   sahip  ülkelerle   rekabette  güçlükler  yaşanmakta ve  sektörde  büyüme  hızı  düşmektedir.  Toplam  ihracatın % 18.8’ini oluşturan tekstil ve giyim sanayisi ihracatı, 2009 yılında 19.2 milyar ABD doları olmuştur.

Moda

Bugün Türkiye’de tekstil, hazır giyim ve deri sanayileri, sağladıkları istihdam imkânı, üretim sürecinde yarattıkları katma değer ve uluslararası ticaretteki yerleri ile ekonomik kalkınma sürecinde önemli role sahip sanayi dallarıdır. Sektörlerin ürün kalitesi ve üretim teknolojisi çağdaş dünya standartlarındadır. Türkiye’nin AB, Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu pazarlarına yakın olması ve bu ekonomilerle geliştirdiği ilişkiler, önemli fırsatlar sunmaktadır. Sektörde tasarım kültürünün oluşması ve tasarımcının desteklenmesi, marka bilincinin yükseltilmesi, çalışanların bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması, üniversite ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, uluslararası pazarlama faaliyetlerinin geliştirilmesi ve lobi faaliyetlerinin yoğunlaştırılması, “eurotex” standartlarının sağlanması sektörün geleceğini yönlendiren çalışmalardır.   Başta İstanbul olmak üzere ülkenin birçok kentinde çok sayıda ulusal ve uluslararası fuar, tasarım yarışması ve moda şovu gerçekleştirilmektedir.

Deri ve Deri Ürünleri Sanayisi

Deri ve deri ürünleri de Türk imalat sanayisi içinde 2009 yılı itibarıyla toplam istihdama % 1’lik, toplam ihracata da 0.5 milyar ABD dolarlık katkısıyla önemli bir yere sahiptir. Deri ürünlerinde ihracatın büyük bölümü Rusya Federasyonu, İtalya, Almanya ve Fransa’ya gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda Çin, Endonezya, Vietnam gibi ucuz işgücüne sahip ülkelerle rekabette zorluk çekilmekte ve bu ülkelerden önemli tutarlara erişen ithalat nedeniyle sektör üretimi olumsuz etkilenmektedir. Deri ve deri ürünleri üretiminin en yoğun olduğu iller; İstanbul, İzmir, Uşak, Manisa, Bursa, Denizli, Isparta, Bolu, Niğde, Gaziantep, Konya ve Hatay’dır.

Kimya Sanayisi

Kimya sanayisi 2009 yılı itibarıyla toplam imalat sanayisi üretiminde sahip olduğu % 8.1’lik payı ve toplam ihracata 5 milyar ABD dolarlık katkısıyla ülkenin dünyaya açılan en önemli sektörleri arasındadır. Ayrıca, kimya sanayisi içinde yer alan ilaç sanayisi de toplam kimya sanayisi ihracatının % 10’unu oluşturmakta ve gelişmiş üretim teknolojisi ile ülke ekonomisine dikkate değer bir katkı sağlamaktadır.Türk kimya sanayisinde uluslararası yatırımlar son yıllarda hızlı bir artış göstererek milyar dolarlık rakamlara ulaşmıştır. Ülkede  hâlen  Dünya  Sağlık   Örgütünün  GMP   (İyi  Üretim

img54.jpg

İlaç sanayisi ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir.

Uygulamaları) standartlarını sağlayan 53’ü yabancı sermayeli olmak üzere yaklaşık 300 firma faaliyet göstermektedir.

Otomotiv Sanayisi

Türkiye’de otomotiv sanayisi 1950’li yıllarda hükûmet politikası olarak karayollarına ağırlık verilmesiyle ülke ekonomisinde varlık göstermeye başlamıştır. İlk kez 1954 yılında askerî cip ve kamyonet montajıyla başlayan otomotiv sanayisi üretimi, ticari kamyon ve otobüs montajlarıyla devam etmiştir. Otomobildeki ilk ciddi üretim 1966 yılında yapılmıştır. OTOSAN ile başlayan otomobil üretimi, daha sonra 1970 yılında TOFAŞ ve RENAULT, 1990’lı yıllarda ise TOYOTA, HYUNDAI ASSAN ve HONDA firmalarının yatırımları ile hızla gelişerek devam etmiştir. Ülkede otomotiv ana sanayisinde hâlen, 5’i otomobil olmak üzere 15 firma üretim yapmaktadır. 2009 yılında 510.931’i otomobil, 358.674’ü ticari araç olmak üzere toplam 869.605 taşıt aracı üretilmiştir. Ayrıca, 243.542’si otomobil olmak üzere  toplam  313.917 araç ithal edilmiştir.  Aynı yıl toplam

img55.jpg

Ülkede 2009 yılında 510.931 otomobil üretimi gerçekleşmiştir.


otomotiv sanayi ihracatı ise 388.994’ü otomobil, 239.976’sı ticari araç olmak üzere toplam 628.790 taşıt aracı düzeyinde gerçekleşmiştir. Adet olarak taşıt aracı ihracatının, üretim içindeki payı ise % 72.3 olarak gerçekleşmiştir.

Elektronik Sanayisi

Elektronik sanayisi, Türkiye’de de hızla gelişen sektörlerden biridir. Son yıllarda özellikle tüketim cihazları ve telekomünikasyon alt sektörlerinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Elektronik sanayisinin radyo, televizyon ve haberleşme cihazları ihracatı 2009 yılında 1.9 milyar ABD doları civarında gerçekleşmiştir. Renkli televizyon, bu sektörün ihracatındaki en önemli mal grubudur. Türkiye’de ve dünyada renkli TV pazarı katot ışınlı tüp teknolojisinden düz panel ekran teknolojisine geçiş yaşanmaktadır. Düz panel ekranlı TV ihracatı 2009 yılında 5.5 milyon adet olarak gerçekleşmiştir.

Dayanıklı Tüketim Malları Sanayisi

Türkiye’nin en dinamik ve en hızlı gelişen sektörlerinden biri de beyaz eşya sektörüdür. Beyaz eşya sanayi üretimi büyük oranda ihracata yönelmekte ve Türkiye, dayanıklı tüketim  mallarında

img56.jpg

Beyaz eşya sektörü ülkenin en hızlı gelişen sektörlerindendir.

AB için bir üretim ve ihracat üssü olma yolunda ilerlemektedir. 2009 yılında  4 ana ürün  grubundaki  toplam üretim 16 milyon, ihracat ise 12.2 milyon adede ulaşmış olup, ürünlerin % 76’sı ihraç edilmiştir. Ürün bazında 1999 yılından bu yana net ihracatçı olan sektörün 2009 yılı ihracatı 3 milyar 67 milyon ABD doları, ithalatı ise 811 milyon ABD doları olmuştur.

Kuyumculuk

Türk kuyumculuk sanayisi, sahip olduğu zengin kültürel mirası yeni ve modern tekniklerle birleştirmek suretiyle dünya çapında haklı bir üne kavuşmuştur. Telkâri, savat ve hasır gibi sadece Türkiye’ye özgü geleneksel teknikler de büyük ilgi görmektedir. 2009 yılında kuyumculuk sanayisi ihracatı 1 milyar 167 milyon ABD doları olmuştur.

Demir ve Çelik Sanayisi

Türkiye 2001-2009 yılları arasında ham çelik üretimini % 70’lik bir artışla Çin’den sonra en fazla artıran ülke olmuştur. 2009 yılında ham çelik üretimi 25.3 milyon ton olmuştur. Türkiye, dünya ham çelik üretimi sıralamasında 10., AB ülkeleri sıralamasında ise 2. sıradadır. 2009 yılında Türkiye’nin uzun, yassı, vasıflı çelik ürünlerinden oluşan ve demir çelikten eşyayı içermeyen demir-çelik ürünleri ihracatı 17.5 milyon ton ve 9.1 milyar ABD doları, ithalatı ise 11.4 milyon ton ve 7.7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Eğitim ve Bilim


Türk Millî Eğitim Sistemi Devletin temel işlevlerinden biri olan eğitim, Türkiye’de devletin denetimi ve gözetimi altında yapılmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) eğitim hizmetlerinin sunumundan sorumludur. Eğitim hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır.

egitim.jpg

Türk millî eğitim sistemi, bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır.

img57.jpg

2009-2010 eğitim-öğretim yılında 26 milyondan fazla öğrenci öğrenim görmüştür.

Yükseköğretim

Yükseköğretim; ortaöğretime dayalı, en az 2 yıllık yükseköğrenim veren ve ön lisans, lisans veya yüksek lisans düzeyinde en üst seviyeli insan gücü ile bilimsel araştırma alanlarının istediği elemanları yetiştiren eğitim kurumlarının tümünü kapsar. Ön lisans, en az 4 yarıyıllık bir öğretimdir ve ara insan  gücü yetiştirmeyi amaçlar. Lisans ise en az 8 yarıyıllık bir öğretimdir. Yüksek lisans, lisans öğretimine dayalı en az 2 yarıyıllık ya da ortaöğretime dayalı en az 10 yarıyıllık bir yükseköğretimdir.

img58.jpg

2009-2010 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 94’ü devlet, 45’i de vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 139 üniversite bulunmaktadır.

Yüksek lisans yapan bir kişi, kendi alanında “uzman” ya da “yüksek” gibi bilimsel unvan alır. 2009-2010 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 94’ü devlet, 45’i de vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 139 üniversite bulunmaktadır. 2008-2009 öğretim yılında, açık öğretim de dâhil olmak üzere, öğrenim gören toplam öğrenci sayısı 2.889.070, öğretim üyesi ve öğretim elemanı sayısı ise 97.923’tür. Üniversitelere öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla, yurt dışında özel ve resmî burslu statüde öğrenim verilmektedir. 2009 yılı sonu itibarıyla öğrenim görenlerin sayısı 23.921’dir. Yurt içinde öğrenim gören yükseköğrenim öğrencilerinin büyük bir çoğunluğuna Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) tarafından “Öğrenim ve Katkı (Harç)” kredileri yardımı yapılmakta, öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yurt hizmeti verilmektedir. 2009-2010 eğitim-öğretim yılında ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora yapan 413.586 öğrenciye öğrenim kredisi,  140.957  
img59.jpg
  2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüksek öğretim sisteminde yaklaşık 3 milyon öğrenci öğrenim görmüştür.

öğrenciye burs verilmiş, ön lisans ve lisans yapan 474.280 öğrenci ise katkı kredisinden yararlanmıştır. Kurum, 80 il ve 91 ilçede bulunan toplam 222.633 yatak kapasiteli 241 yurtta barınma hizmeti de vermiştir. Üniversitelere bağlı fakülte ve yüksekokullara; Yüksek Öğretim Kuruluna bağlı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından, yılda bir kez iki kademeli olarak yapılan sınav sonuçlarına göre öğrenci alınmaktadır. Yükseköğrenimlerini Türkiye’de yapmak isteyen yabancı uyruklu öğrenciler içinse ÖSYM tarafından yılda bir kez ayrı bir sınav açılmaktadır. Sınav soruları Türkçe veya İngilizce olduğundan, bu sınava katılmak için Türkçe bilmek zorunluluğu bulunmamaktadır. Sınavda başarılı olan öğrenciler, dil öğrenmek için bir yıl izinli sayılmaktadır. Yabancılara Türkçe öğretmek üzere Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER) hizmet vermektedir.

Yükseköğretim Sistemi

Türkiye’de bütün yükseköğretim kurumları; üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri, fakülteler, enstitüler, yüksekokullar, konservatuvarlar, meslek yüksekokulları ile uygulama ve araştırma merkezleri Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)’na bağlıdır.
YÖK, yükseköğrenimi düzenleyen ve yüksek eğitim kurumlarının çalışmalarına yön veren Yüksek Öğretim Kanunu ile kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur. Kurul, yükseköğretim kurumlarının kurulması, geliştirilmesi, ihtiyaç duyulan öğretim elemanlarının yurt içi ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamakta, bu uygulamaları takip etmekte, yükseköğretim kurumları arasındaki iş birliği ve koordinasyonu sağlamaktadır.

Eğitimde İş Birliği

Yurt Dışı Eğitim Teşkilatı ve Türk Cumhuriyetleri ile Eğitim İlişkileri

Türk kültürünün dış ülkelerde korunması, tanıtılması ve yaygınlaştırılması ile ilgili eğitim ve öğretim hizmetlerini düzenlemek üzere Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) yurt dışı örgütleri oluşturmuştur.   Dış  ülkelerin genel,  mesleki ve teknik  öğretim alanların da eğitim-öğretim gelişmelerini izlemek, bu gelişmelerin Türkiye’ye aktarımını sağlamak ve Türkiye’nin eğitim-bilim faaliyetlerini yurt dışında tanıtmak üzere; çeşitli ülkelerde 20 Eğitim Müşavirliği ve 18 Eğitim Ataşeliği faaliyet göstermektedir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının çocuklarının eğitimi için 2009 yılı itibarıyla 16 farklı ülkede toplam 1.210 öğretmen görevlendirilmiştir. MEB iş birliğinde; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Romanya ve Moldova’da açılan öğretim kurumlarında hâlen çeşitli branşlardan toplam 257 öğretmen görev yapmaktadır.   Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katılımıyla açılan

img60.jpg

Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi – KAZAKİSTAN

Yabancı ülkelerdeki üniversitelerde açılan Türkoloji kürsüleri veya enstitüleri ile ülkenin yurt dışındaki temsilcilikleri (büyükelçilik/başkonsolosluk) nezdinde faaliyetlerini sürdüren Türk kültür merkezlerinde Dışişleri Bakanlığından gelen talepler doğrultusunda, yurt dışı okutmanlık sınavını kazanan adaylar görevlendirilmektedir. 2009 yılı itibarıyla yurt dışında 86 okutman görev yapmıştır.

Uluslararası İş Birliği

Türkiye’nin 70 ülke ile eğitim, bilim ve kültür anlaşmaları bulunmakta ve bunlarla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. 1993 yılından bu yana Avrupa Konseyi Kültürel İş Birliği Kurulunun programına dâhil edilen “Demokrasi, İnsan Hakları ve Azınlıklar Eğitim ve Kültürel İş Birliği” ana başlıkları altında yürütülmekte olan projelere katılım sağlanmaktadır. MEB, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nın; eğitim ve eğitim araştırma çalışmalarının planlanarak yönlendirildiği Eğitim Komitesi ile Eğitimde Yenilik ve Araştırma Merkezi (CERI), Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), Uluslararası Eğitim Sistemleri Göstergeleri (INES) programları çerçevesinde; eğitim, eğitim-çalışma hayatı, öğrenme ortamları, öğretmenler ve müfredat ile eğitim maliyetleri, finansman ve eğitime erişim gösterge ve istatistikleri konularında çalışmalar yapılan Network A, Network B, Network C ve Teknik Grup etkinlikleri ile Eğitim Binaları Yapım Programı (PEB)’nın faaliyetlerine aktif olarak katılmaktadır. Ayrıca UNESCO Kardeş Okullar Projesi ile çevre bilincinin geliştirilmesine yönelik Güneydoğu Akdeniz Projesi (SEMEP) ve Globe Programı hâlen yürütülmekte olan diğer projelerdendir.

Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı (LLP)

Türkiye, Hayat Boyu Öğrenme Programı’na 2004 yılından beri tam katılım sağlamaktadır. Bu dönemde programdan yararlanan kişi sayısı 65 bini geçmiştir. Program bünyesinde “Comenius (Okul Ortaklıkları)”, “Erasmus (Yükseköğretim)”, “Leonardo da Vinci (Mesleki Eğitim)”, “Grundtvig (Yetişkin Eğitimi)” ve “Ortak Konulu Program” isimli programlar yer almaktadır.

Bilim ve Araştırma

Türkiye’de ulusal bilim ve araştırma politikalarından sorumlu birincil kuruluş 1963 yılında kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)’dur. 1983 yılında kurulan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) ise bu alanda en yüksek organ olup, üst politika belirleme ve danışma platformudur. Ülkede, uzmanlık alanlarında araştırma destekleri sağlayan çeşitli kuruluşlar da bulunmaktadır.

  img61.jpg

TÜBİTAK – ANKARA

TÜBİTAK, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini ulusal hedef ve önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek ve koordine etmekten sorumludur. TÜBİTAK’ın 11 farklı araştırma enstitüsünde 2.068 AR-GE personeli çalışmaktadır.
TÜBİTAK; bilim, teknoloji ve yenilik (BTY) politikalarının oluşturulmasında hükûmete destek olmakta; üniversitelerin, kamu ve özel kuruluşların araştırma projelerine fon sağlamakta; stratejik alanlarda enstitüleri vasıtasıyla projeler yürütmekte; bilimsel kitap ve dergiler yayınlamakta; bilimsel ve toplumsal faaliyetler düzenlemekte; uluslararası bilimsel ve teknolojik antlaşmaları gerçekleştirmekte; bilim insanlarının yetiştirilmeleri ve geliştirilmeleri için burslar ve ödüller vermektedir. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın ana işlevi ise; araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik gibi politikalar içeren beş yıllık “kalkınma planları” hazırlamak, koordine ve takip etmektir. DPT aynı zamanda üniversitelerdeki araştırma altyapılarını da içeren projelere finansal destek sunmaktadır.   Bilim ve araştırma faaliyetlerine dâhil olan diğer kurumlar ise Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM), Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve diğer kamu AR-GE kurumlarıdır.

Ulusal Bilim Teknoloji ve Yenilik (BTY) Politikaları

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) 2004 yılında belirlediği AR-GE harcamaları ve AR-GE insan kaynağına ilişkin hedefleri 2008 yılındaki 17. toplantısında yenilemiştir. Buna göre:  

  • Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla’dan AR-GE’ye ayrılan payın 2013 yılına kadar % 2’ye çıkarılması
  • Tam-zamaneş değer AR-GE personeli sayısının 2013 yılına kadar 150 bine çıkarılması hedeflenmektedir.

Bu hedefler doğrultusunda kaydedilen gelişmelerin stratejik çerçevesi;  Ulusal Bilim ve Teknoloji  Politikaları  Uygulama Planı (2005-2010), Ulusal Yenilik Stratejisi (2008-2010) ve Uluslararası Bilim ve Teknoloji Yüksek (BTY) Stratejisi (2007-2010) gibi dokümanlarla çizilmiştir. Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynakları Stratejisi ve Eylem Planı ile AR-GE personelinin sayısı ve niteliğiyle mesleki ve sektörel dağılımının iyileştirilmesi ve Türkiye’nin uluslararası araştırmacılar açısından bir cazibe merkezi hâline getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2008 yılı sonunda BTYK tarafından kurulmuş ve 2009 yılı sonunda görevini tamamlamış olan Uluslararası Araştırmacılar Koordinasyon Komitesi, hızlı çözümler getirilebilecek çalışma/oturma izinleri, akademik yükselme, özlük hakları, sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanma gibi konularda çalışmalar yürütmüştür. Henüz sonuçlanmayan kararlar ise Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynakları Koordinasyon Komitesine aktarılmıştır.

Teknoloji ve Yenilik Destekleri

TÜBİTAK, ülkenin ekonomik ve sosyal refahını artırmak amacıyla, sanayi kuruluşlarının araştırma ve teknoloji geliştirme yeteneğini, yenilikçilik kültürünü ve rekabet gücünü yükseltmeye katkıda bulunacak AR-GE ve yenilik faaliyetlerini desteklemektedir. Bu amaçla TÜBİTAK-Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) bünyesinde destek programları oluşturulmuştur. Bunlar; Sanayi AR-GE Projeleri Destekleme Programı (AR-GE Yardımı), KOBİ AR-GE Başlangıç Destek Programı, Uluslararası Sanayi AR-GE Projeleri Destekleme Programı, Proje Pazarları Destekleme Programı, Teknoloji ve Yenilik Odaklı Girişimleri Destekleme Programı (Tekno-girişim)’dır.   2009 yılında Türkiye’deki firmaların yürüttükleri AR-GE projelerine destek programları kapsamında TÜBİTAK-DTM kaynaklarından 412 milyon TL geri ödemesiz destek sağlanmıştır. Bu programların TÜBİTAK kaynağından ödenecek 2010 yılı bütçesi yaklaşık 252.4 milyon TL’dir.   1995-2009 yılları itibarıyla destek programlarına, 4.752 firmanın 10.161 proje başvurusu yapılmıştır. Bu başvurulardan  6.122’sine  destek  kararı verilmiş ve desteklenen  3.595 proje başarıyla sonuçlanmıştır. 1.792 projenin destek, 553 proje önerisinin ise değerlendirme süreci devam etmektedir.

Araştırma Destek Programları

TÜBİTAK  Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) bünyesinde Türkiye’nin genel bilim ve teknoloji politikasının hedef, ilke ve yöntemlerine uygun olarak akademik AR-GE faaliyetlerini programlamak, değerlendirmek, yönlendirmek, koordine etmek, desteklemek ve yönetmek amacıyla, 10 Araştırma Grubu kurulmuştur. Araştırma Grupları proje desteklerini, 8 adet destek programı; patent desteklerini ise Patent Başvurusu Teşvik ve Destekleme Programı aracılığıyla gerçekleştirmektedir.

img62.jpg

Ülkede yürütülen araştırma projeleri TÜBİTAK tarafından desteklenmektedir.  

Dinî Hayat


Türkiye nüfusunun % 99’unu Müslümanlar, geri kalanını ise Museviler ile Hristiyanlığın çeşitli mezheplerine mensup olanlar oluşturmaktadır. Ülkede herkes din ve inanç özgürlüğüne sahiptir. Anayasa’nın bir gereği olarak; hiç kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inançlarını açıklamaya zorlanamaz, dinî inançlarından dolayı suçlanamaz, ibadet yapmaktan alıkonulamaz. Türklerin din anlayışı; din ve inanç seçiminin Allah ile kul arasındaki kişisel tercih olduğunu, dolayısıyla dinde zorlamanın olamayacağını belirten Kur’an-ı Kerim’e dayanır. Dinin bu öğretisi Türklerde, yüzyıllar içerisinde iyice olgunlaşan engin bir hoşgörü ve konukseverliğe dönüşmüştür. Hâlen ülke genelinde ibadete açık 233 adet kilise ve 31 adet havra bulunmaktadır. Çok dinli bir toplum olmanın doğal gereği olarak, başka ülkelerde ender görülen bir tarzda, üç büyük dinin mabetlerini Türkiye’de yan yana görmek mümkündür.

Laiklik

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biri de laikliktir. İslam ülkeleri arasında anayasasında laikliğe yer veren  ve bunu uygulayan tek ülke Türkiye’dir.

img63.jpg

Ülkede herkes din ve inanç özgürlüğüne sahiptir.


Cumhuriyet döneminde, 3 Mart 1924’te Hilafetle birlikte Şeri’yye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, eğitim ve daha sonra da yargıda birliğin sağlanmasıyla laikliğe giden yolda önemli adımlar atılmıştır. Şapka Devrimi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, hafta tatilinin cumadan pazar gününe alınması, Latin Alfabesi ile Miladi Takvim’in kabulü gibi başka adımlar bunları izlemiş ve 5 Şubat 1937’de "Laiklik” bir Anayasa ilkesi hâline getirilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Türkiye’de İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili hizmetler ve toplumu bilgilendirme faaliyetleri, 3 Mart 1924’te Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Başkanlık bugünkü yapısı ile merkez, taşra ve yurt dışı kuruluşlarından oluşmakta, toplam 94.207 personeli ile vatandaşların dinî hizmetlerini, mezhep ayrımı gözetmeksizin yerine getirmelerine yardımcı olmaktadır. Hizmetlerini, İslam dininin asli kaynaklarını esas alarak, İslam tarihi içinde oluşan dinî birikim ve tecrübeyi, aklın ve modern bilimin temel gerekleri ile toplumsal şart ve ihtiyaçları gözeterek yürütmekte olan Başkanlık, dinî hizmetlerin geliştirilmesi ve toplumun sağlam dinî bilgi ile aydınlatılması amacıyla da ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemektedir.